Analiz

Depolama Zirvesi, Geçiş Geliri: Türkiye'nin Gaz Ekonomisi Yeniden Çerçeveleniyor

Silivri ve Tuz Gölü tesisleriyle birlikte Türkiye'nin yeraltı doğal gaz depolama kapasitesi 2026'da Avrupa sıralamasında üst basamaklara taşınırken, boru hattı geçiş gelirleri de yatırımcı modelleri için yeniden hesaplanan bir kalem haline geliyor.

Kerem Özdoğan· 6 dk okuma
Depolama Zirvesi, Geçiş Geliri: Türkiye'nin Gaz Ekonomisi Yeniden Çerçeveleniyor
Görsel: Thor19 (CC BY-SA 4.0) · Wikimedia Commons

Türkiye, on yıllardır net enerji ithalatçısı kimliğiyle tanımlandı. Ancak Silivri Yeraltı Doğal Gaz Depolama Tesisi'nin 4,6 milyar metreküplük kapasiteyle Avrupa'nın en büyük yeraltı gaz deposu konumuna yükselmesi ve Tuz Gölü tesisinin genişleme takviminin 2026 ortasında ivme kazanması, bu tanımı köklü biçimde sarsıyor. Piyasa analistleri, enerji ekonomistleri ve kurumsal yatırımcılar artık tek bir soruya odaklanmış durumda: bu altyapı birikimi, Türkiye'nin cari açık denklemine ve GSYH büyüme profiline ne ölçüde katkı sağlayabilir?

Kapasite Yarisi: Silivri ve Tuz Gölü Denklemi

BOTAŞ verilerine göre Türkiye, 2026 itibarıyla 4,6 milyar metreküpü Silivri'de, 1,2 milyar metreküpü Tuz Gölü'nde olmak üzere toplam 5,8 milyar metreküpü aşan bir depolama kapasitesine ulaşmış durumda. Bu rakam, yalnızca birkaç yıl öncesinin yaklaşık iki katına karşılık geliyor. AA'nın aktardığı verilere göre Türkiye, Tuz Gölü'nün üçüncü fazının tamamlanmasıyla 2028'de 8,8 milyar metreküpe, ardından 12 milyar metreküpe ulaşmayı hedefliyor. Hedef gerçekleştiğinde yıllık tüketimin yüzde yirmisinin yeraltında tutulması mümkün hale gelecek. Bu oran, Avrupa Birliği'nin üye devletler için belirlediği arz güvenliği standartlarıyla örtüşüyor ve Türkiye'nin olası bir enerji krizinde fiyat oynaklığına karşı tampon kurabildiğini ortaya koyuyor.

TürkAkım Faktörü: Transit Koridor Olmaktan Ticaret Merkezi Olmaya

Ukrayna üzerinden Avrupa'ya uzanan Rus doğal gaz transit güzergahının 2025 başında sona ermesi, TürkAkım'ı Rus gazının Balkan ülkelerine ve Orta Avrupa'ya ulaşabileceği tek büyük boru hattı haline getirdi. TASS'ın aktardığı Avrupa istatistiklerine göre TürkAkım üzerinden gerçekleştirilen Rus gaz ihracatı 2025'te rekor seviyelere ulaştı. Rusya'nın Türkiye'ye yönelik boru hattı gaz teslimatı ise ocak ile temmuz arasında bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 26 artarak yaklaşık 12,7 milyar metreküpe yükseldi. Bu tablo, BOTAŞ'ın ve devletin transit geçiş gelirlerini ciddi ölçüde artırdığını gösteriyor. Türk Hazinesi'nin 2021 yılı projeksiyonlarında yıllık yaklaşık 2 milyar dolar olarak öngörülen transit gelir tabanı, artan hacimlerle birlikte yukarı yönlü baskı altına girmiş bulunuyor.

TürkAkım'ın 2025'te Avrupa'ya sevk ettiği Rus gazı rekor düzeyde seyrederken Türkiye, bu akisler üzerinden hem fiyat avantajı hem de geçiş ücreti geliri elde ediyor. Söz konusu çifte kazanım, enerji dengesinin GSYH hesaplamalarındaki ağırlığını yeniden tanımlamak için analitik bir zemin sunuyor.

GSYH Katkisini Yeniden Hesaplamak: Metodoloji Sorunu

Boru hattı geçiş gelirlerinin ulusal hesaplara dahil edilme biçimi, standart ulusal muhasebe çerçevelerinde her zaman net olmamıştır. Devlet şirketi BOTAŞ'ın gelirleri merkezi bütçe dışında şekilleniyor; transit ücretlerin bir kısmı ikili sözleşmeler kapsamında indirimli gaz veya benzeri haklar biçiminde tahsil ediliyor. Bu durum, doğrudan para transferine dayalı geleneksel GSYH modellerinin geçiş gelirinin gerçek ekonomik değerini küçümsemesine yol açıyor. Oxford Energy Institute ve Atlantic Council gibi uluslararası düşünce kuruluşlarının yaklaşımı, bu gelirleri yalnızca bütçe kalemi olarak değil, enerji ithalat maliyetleri üzerindeki baskıyı azaltan bir örtük sübvansiyon olarak da hesaba katmayı öneriyor. Bu çerçevede düşünüldüğünde, yıllık 44 milyar dolara kadar ulaşan gaz ithalat faturasının bir bölümünün transit gelirlerle dengelendiği hesaba katıldığında net döviz etkisi çok daha anlamlı görünüyor.

Yatırımcı Perspektifi: Cari Açık Kuskusu ile Enerji Varligi Arasında

Türkiye'nin kronik cari açığı, yabancı portföy yatırımcıları için geleneksel bir risk parametresi olmuştur. Enerji bu açığın en büyük bileşeni; 2023'te toplam ithalattaki payı yüzde yirminin üzerindeydi. Karadeniz'deki Sakarya gaz sahasından 2026 hedefiyle günlük 10 ila 20 milyon metreküp üretim yapılması beklentisi ve artan depolama kapasitesiyle birlikte değerlendirildiğinde bu tablo farklı görünmeye başlıyor. Kurumsal yatırımcılar, özellikle enerji altyapısına odaklanan fonlar, Türkiye'yi artık salt tüketici değil, belirli dönemlerde yeniden ihracat ve piyasa dengeleme kapasitesi de sunan bir ülke olarak değerlendiriyor. Saros yüzen LNG terminali ve Boğazdan bağımsız arz hattı çalışmaları bu dönüşümü destekliyor. Eurobond spreadleri ile kredi temerrüt swap fiyatlaması, enerji güvenliğindeki bu yapısal iyileşmeyi fiyatlamakta henüz geride kalmış olabilir.

Risk Taraflari: Jeopolitik Ağırlık ve Fiyat Oynakligi

Bu tablonun gölge tarafları da göz ardı edilemez. Türkiye'nin enerji merkezi stratejisi, TürkAkım üzerinde Rus gazına verilen ağırlığı göz önüne alındığında jeopolitik riskten bağımsız değerlendirilemez. Rus arzının kesintiye uğraması, özellikle depolama kapasitesinin piyasa fiyatlamasını yumuşatamayacağı sert kış dönemlerinde Balkan ülkelerine yönelik Türk gaz ihracatı planlarını sekteye uğratabilir. Öte yandan Tuz Gölü genişlemesinin üçüncü fazındaki ihale süreci devam ediyor; gecikme riski masada. AIIB ve Dünya Bankası finansmanına dayanan projelerin uluslararası standartları karşılaması gerekiyor; bu durum hem bir güvence hem de bir kısıtlama kaynağı. Son olarak Avrupa'nın yeşil dönüşüm hedefleri orta vadede Rus gazına olan talebi aşağı çekebilir; bu da Türkiye'nin transit gelir tabanının ömrünü sınırlar. Financial Times ve Bloomberg'in Avrupa enerji geçişini izleyen haberler bütünü, bu tablonun 2028 sonrasında farklı görüneceğine işaret ediyor.

Sonuç: Altyapı Var, Model Henüz Tamamlanmadi

Türkiye, enerji altyapısında kayda değer bir eşiği geçti. Silivri ve Tuz Gölü birlikte, gerçek anlamda Avrupa ölçeğinde bir depolama portföyü oluşturuyor. TürkAkım'ın artan hacmi ve buna paralel geçiş gelirleri, mevcut ekonomik kriz anlatısının içine sığmayan bir varlık tabanı yaratıyor. Ancak bu altyapının GSYH'ye katkısını doğru ölçmek, hem muhasebe yöntemi hem de stratejik seçim gerektiriyor. Türkiye bu hesabı şeffaf, veri odaklı ve bağımsız denetlenebilir biçimde yapabilirse, uluslararası yatırımcı algısında enerji riskinin hem yük hem de fırsat olarak nasıl okunacağını yeniden belirleyecektir.

Kaynaklar: Anadolu Ajansi (AA) - Türkiye Avrupa'nin üçüncü büyük gaz depolama kapasitesine sahip olacak: https://www.aa.com.tr/en/economy/turkiye-is-set-to-have-europes-third-largest-natural-gas-storage-capacity/3107884 · TASS - Rus gaz ihracati TürkAkim üzerinden 2025'te rekor düzeyde: https://tass.com/economy/2067605 · Atlantic Council - Türkiye'nin gaz çesitlendirme stratejisi ve artan LNG payi: https://www.atlanticcouncil.org/in-depth-research-reports/issue-brief/turkeys-gas-diversification-strategy-and-rising-share-of-lng/ · Daily Sabah - Türkiye Avrupa'nin üçüncü büyük gaz depolama kapasitesini hedefliyor: https://www.dailysabah.com/business/energy/turkiye-on-track-to-boast-europes-3rd-largest-gas-storage-capacity

■ MİZAN HABER