
Sözleşmelerin Gerçek Referansı: On İki Aylık Ortalama Yüzde 31,90
Kira ve tedarik sözleşmelerinin çoğu manşet enflasyona değil on iki aylık ortalamaya endeksli. Temmuz'da yüzde 31,90'a çıkan bu gösterge, yıl sonu maliyet planlamasının asıl girdisi.
TÜBİTAK ve savunma sanayi kaynaklı destekler Türkiye'nin nano-uydu ekosistemini büyütüyor; ancak asıl sınav, bu kamu itişinin kalıcı özel sermaye akışına dönüşüp dönüşmeyeceğinde yatıyor.

Küresel uzay ekonomisi 2025 yılında yaklaşık 630 milyar dolara ulaşırken, bu pastadan pay almak isteyen ülkelerin ekosistemlerini hızla inşa etmesi gerekiyor. Türkiye de bu yarışta giderek daha aktif bir konum edinmeye çalışıyor: Hükümet, uzay ve havacılık faaliyetlerine 2026 yılı için 8,7 milyar lirayı aşan bir ödenek ayırdı; bu rakam, 2025'teki 5 milyar liralık bütçenin yüzde yetmişin üzerinde üstüne çıkıyor. Peki bu devlet ivmesi, gerçek anlamda özel sermaye çekmeye yetecek mi?
Türkiye'deki uzay finansmanı üç temel kanaldan akıyor. TÜBİTAK UZAY Enstitüsü, teknik kapasite geliştirme ve ar-ge altyapısı için merkezi kaynak konumunda. TÜBİTAK'ın 1512 BiGG ve 1514 Tech-InvesTR programları ise girişimleri fikir aşamasından pazara taşımak için tasarlanmış, hibe ve risk sermayesi eş finansmanını bir arada kullanan yapılar. Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) tarafından kurulan ve SSTEK, Vakıf Katılım ile Ziraat Katılım ortaklığıyla hayata geçirilen Yenilikçi ve İleri Teknolojiler Katılım Girişim Sermayesi Yatırım Fonu ise savunma-uzay kesişimini doğrudan hedef alıyor. Türkiye Uzay Ajansı (TUA), bu fonlar arasında koordinasyonu sağlayan çatı kurumu olarak 2026 bütçesinden yaklaşık 5,9 milyar lira alıyor.
Özel sektör tarafında en dikkat çekici gelişme Baykar kökenli Fergani Uzay Teknolojileri'nden geliyor. Şirket, Ocak 2025'te FGN-100-D1'i SpaceX Transporter-12 görevi kapsamında yörüngeye oturttu; Kasım 2025'te ise 104 kilogram ağırlığıyla Türkiye'nin o tarihe kadar fırlattığı en büyük özel sektör uydusu olan FGN-100-D2 uzaya taşındı. Kasım ayının son haftasında ise şirketin geliştirdiği Yörünge Transfer Aracı FGN-TUG-S01 başarıyla fırlatıldı. Fergani, beş yıl içinde 100'ü aşkın uyduluk bir konumlama takımyıldızı kurarak bağımsız bir küresel konum hizmeti sunmayı hedefliyor. Öte yandan GUMUSH Aerospace gibi daha küçük oyuncular da CubeSat alt sistemleri alanında uluslararası tedarik zincirlerine girme çabasında.
Devlet bütçesi bir uzay ekosistemi için zemin hazırlayabilir; ancak mimarı gerçek anlamda özel sermaye ve uluslararası ortaklık olmalı.
Yerli kurumsal yatırımcılar alana ilgi duymaya başladı. Ziraat Portföy'ün yönettiği PLAN S Uydu ve Uzay Teknolojileri Girişim Sermayesi Yatırım Fonu, sektöre odaklanan ilk halka açık finansal araçlardan biri olması bakımından önem taşıyor. BV Portföy'ün Robotik ve Uzay Teknolojileri Fonu (RUT) da benzer bir yönelimi temsil ediyor. Ata Portföy'ün havacılık-savunma odaklı JET Fonu ise portföyünde uzay şirketlerine yer açıyor. Ancak bu araçların toplam büyüklüğü, küresel ölçekle kıyaslandığında oldukça sınırlı kalıyor. 2025 yılında küresel uzay risk sermayesi 250'yi aşkın işlemde yaklaşık 8,5 ila 12 milyar dolar aralığında seyretti; Türkiye'nin toplam katkısı ise bu toplamın yüzde birini zor buluyor.
TÜBİTAK desteklerinin yapısı çoğunlukla hibe ağırlıklı olduğundan, başarılı çıkışların kamu fonuna geri dönüşü sınırlı kalıyor. Savunma sanayi fonları ise hisse senedi mantığıyla çalıştığı için bir ölçüde öz sermaye disiplinini beraberinde getiriyor. Yatırım camiasının önemli bir kesimi, etkinlik tartışmasında asıl soruyu şöyle kuruyor: Kamu desteği gerçekten piyasanın dolduramayacağı bir boşluğu mu kapatıyor, yoksa hibenin çekiciliği girişimcileri ticari sürdürülebilirlikten uzaklaştırıyor mu? Aralık 2025'te yayımlanan Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın ortak yönetmeliği, bu sorunu fark ettiğini gösteriyor: Bütçe kaynaklarının risk sermayesi fonlarına aktarımı belirli eşleştirme koşullarına bağlandı; böylece her kamu lirası için özel bir karşılık aranıyor.
SpaceNews ve Nikkei'nin aktardığı analizlere göre Türkiye'nin uzay politikası hala bütünleşik bir çerçeveden yoksun; 2021 tarihli Milli Uzay Programı genel hedefleri ortaya koyuyor, ancak lisans kolaylıkları, veri paylaşım kuralları ve ihracat kontrol rejimleri gibi operasyonel katmanlar tutarsız kalıyor. Bu boşluk, uluslararası ortaklık arayan girişimlerin önüne somut bir engel olarak çıkıyor. Karşılaştırma için: Avrupa Uzay Ajansı'nın (ESA) 2025 raporuna göre Avrupa'da özel uzay yatırımı rekor kırarken ana tetikleyici unsur tutarlı bir regülatif çerçeve ve kamu ile özel sektör arasında net bir iş bölümüydü. Türkiye'nin 2026'da ev sahipliği yapacağı Uluslararası Astronotik Kongre (IAC), bu eksikliği kapatmak ve küresel yatırımcılara mesaj vermek için nadir bir fırsat sunuyor.
Bir portföy yöneticisi ya da stratejik yatırımcı için Türkiye uzay ekosistemine bakışı basit bir ölçütle özetlemek mümkün: Kamu fonlaması piyasayı doğruluyor ve ilk girişim riskini düşürüyor; bu olumlu bir sinyal. Ancak çıkış ortamı henüz olgunlaşmadı. Yerli borsada uzay odaklı halka arz geleneği bulunmuyor, stratejik alıcı havuzu dar ve yabancı risk sermayesi henüz Türk kurucu ile ortak fonlama sürecinde ciddi sorunlarla karşılaşıyor. Uzun vadeli değer üretimi için kritik olan nokta şu: Fergani örneğinde gözlemlenen özel sektör özgüveninin daha geniş bir kurucu kitlesine yayılması ve kamu desteğinin bu özgüveni besleyip sonra kenara çekilmesi gerekiyor. Aksi hâlde uzay ekonomisi, ihracat geliri yerine bütçe kalemi olmaya devam eder.
■ MİZAN HABER