
Sözleşmelerin Gerçek Referansı: On İki Aylık Ortalama Yüzde 31,90
Kira ve tedarik sözleşmelerinin çoğu manşet enflasyona değil on iki aylık ortalamaya endeksli. Temmuz'da yüzde 31,90'a çıkan bu gösterge, yıl sonu maliyet planlamasının asıl girdisi.
TCMB Temmuz Piyasa Katılımcıları Anketi'nde yıl sonu enflasyon beklentisi yükseldi. Merkez Bankası'nın yüzde 24'lük tahminiyle piyasa arasındaki 5 puanlık fark, para politikasının en kırılgan noktası.

Merkez Bankası'nın Temmuz 2026 Piyasa Katılımcıları Anketi'nde yıl sonu tüketici enflasyonu beklentisi yüzde 29,21'e yükseldi. Merkez Bankası'nın Mayıs ayında yayımladığı Enflasyon Raporu'nda 2026 yıl sonu tahmini yüzde 24'e revize edilmişti. Aradaki yaklaşık 5 puanlık fark, para politikasının en hassas alanına işaret ediyor.
Enflasyon beklentisi bir tahmin egzersizi değil, doğrudan bir fiyatlama girdisidir. İşletmeler gelecek dönem fiyat zamlarını, kiralayanlar sözleşme yenilemelerini, sendikalar ücret taleplerini bu beklentinin üzerine kurar. Beklenti resmi hedeften uzaklaştığında, enflasyonun kendisi de bu beklentiye doğru sürüklenir. İktisat yazınında çıpanın kayması denen mekanizma tam olarak budur.
Türkiye'de çıpanın gevşemesini besleyen iki unsur var. Birincisi resmi seri ile alternatif ölçümler arasındaki fark: Temmuz'da TÜİK yüzde 31,75 açıklarken ENAG yüzde 50,49 hesapladı. İkincisi gerçekleşen enflasyonun hedefin belirgin üzerinde kalmayı sürdürmesi. Hedefe yakınsama tekrar tekrar ertelendiğinde, hedefin kendisi referans olma özelliğini yitiriyor.
Merkez Bankası yüzde 24 diyor, piyasa yüzde 29,21. Bu 5 puan, faiz indirim takviminin gerçek maliyeti.
Beklentinin yüksek kalması, Merkez Bankası'nın erken indirim yapma alanını daraltıyor. 23 Temmuz'da faizin dördüncü kez yüzde 37'de sabit tutulması bu kısıtın somut sonucu. Kurul, enflasyonun ana eğiliminde Haziran'daki sınırlı gerilemeye rağmen Temmuz'da geçici bir yükseliş beklediğini metne yazdı ve indirim için daha belirgin bir sinyal aradığını ima etti.
Kurumsal hazine açısından çıkarım şu: nominal faizin yüksek kalması TL mevduatın reel getirisini koruyor, ancak indirim döngüsünün başlangıcı öne çekilmediği sürece yatırım kredisi maliyetinde anlamlı bir düşüş beklemek gerçekçi değil. Sabit yatırım kararlarının Eylül toplantısı sonrasına planlanması, mevcut veri setiyle savunulabilir bir tercih. Bu yazı yatırım tavsiyesi değildir.
■ MİZAN HABER