
Sözleşmelerin Gerçek Referansı: On İki Aylık Ortalama Yüzde 31,90
Kira ve tedarik sözleşmelerinin çoğu manşet enflasyona değil on iki aylık ortalamaya endeksli. Temmuz'da yüzde 31,90'a çıkan bu gösterge, yıl sonu maliyet planlamasının asıl girdisi.
Süveyş ve Panama'da kısmi normalleşme sinyalleri gelirken savaş riski primleri ve yapısal belirsizlik, Türk taşımacılık ve ihracat şirketlerinin maliyet hesaplarını köklü biçimde değiştirmiş durumda.

2024 sonunda Kızıldeniz'de tırmanan Husî saldırıları küresel deniz taşımacılığının rotasını fiilen yeniden çizdi. Süveyş Kanalı üzerinden akan konteyner trafiği yüzde altmışın üzerinde daraldı; büyük hatlar Ümit Burnu güzergahına yöneldi. Aynı dönemde Panama Kanalı, Gatun Gölü'ndeki rekor düşük su seviyeleri nedeniyle günlük geçiş sınırlamalarına gitmek zorunda kaldı. 2025 sonundan itibaren her iki güzergahta da kısmi bir rahatlama işaretleri belirdi: Maersk Aralık 2025'te Süveyş'ten ilk transit geçişini gerçekleştirdi; Panama Gölü su seviyeleri 2026 başında maksimum kapasitenin yakınına ulaştı. Ne var ki bu rahatlama, sigorta piyasalarına henüz tam olarak yansımadı ve Türk taşımacılık şirketleri maliyet denklemini yeniden kurarken temkinli davranmaya devam ediyor.
Denizcilik sigortası literatüründe 'savaş riski ek primi' olarak bilinen kalem, 2023 öncesinde gemi değerinin yüzde 0,1 ile 0,15'i arasında fiyatlanıyordu. Kızıldeniz krizinin derinleştiği dönemde bu oran birkaç kat arttı ve The Loadstar ile Kpler'in raporlarına göre normalleşme sürecine girilmiş olmasına karşın haziran 2026 itibarıyla kriz öncesinin sekiz katına yakın seviyelerde seyretmektedir. Körfez ve Hürmüz krizinin de örtüştüğü Mart 2026'da bazı tanker seferleri gemi değerinin yüzde ikisinin üzerinde günlük prim ödedi. S&P Global, Mart sonu itibarıyla Körfez bölgesi primlerinin gemi değerinin yüzde birinin altına çekildiğini doğrulasa da bu oran yapısal olarak yüksek kalmaya devam ediyor.
Savaş riski priminin gemi maliyetindeki yansıması doğrudan yük sigortasına ve navlun hesaplarına geçmektedir. Sektör takip platformu SeaRates verilerine göre Kızıldeniz güzergahı için kargo savaş riski ek ücretleri, 2024 başında TEU başına 200 ile 400 dolar arasında zirveye ulaştı; 2026 ortasında bu aralık yaklaşık 50 ile 100 dolar arasına gerildi. Bununla birlikte Cape güzergahının getirdiği ek mesafe, yani 10 ila 14 günlük ek sefer süresi, gemi yakıt maliyetlerinde ve sefer başına bağlanan sermayede ciddi bir yük oluşturmaktadır. Türkiye'nin Asya kaynaklı ithalatı ve Asya'ya yönelik ihracat kalemleri için konteyner başına toplam ek maliyet (navlun farkı artı sigorta ek ücreti), mevcut piyasa koşullarında 300 ile 600 dolar arasında hesaplanmaktadır.
Kızıldeniz primlerinde kriz zirvesine kıyasla belirgin bir gerileme yaşandı; ancak haziran 2026 itibarıyla bu primler kriz öncesi seviyelerin sekiz katı civarında seyretmeye devam ediyor.
Panama Kanalı'nda resmi tablo daha olumlu görünmektedir. Gatun Gölü 2026 başında 26,4 metreye, yani neredeyse maksimum seviyeye ulaştı. Kuehne+Nagel verilerine göre Temmuz 2025'ten itibaren 26 metrenin üzerinde seyreden göl, ekonomik kıtlık halini geride bıraktı. Ancak kanal yönetimi ACP, kuraklık döneminden çıkardığı dersi kurumsallaştırarak muhafazakar bir su yönetimi stratejisine geçti. Sonuç olarak günlük transit sayısı hala kriz öncesi 36 ile 38 olan ortalamanın belirgin biçiminde altında, yaklaşık 32 ile 33 arasında seyretmektedir. Freightos ve Project44 verilerine göre 2025 mali yılında toplam geçiş 13.404'e ulaşarak yüzde 19,3 artış kaydetti; ancak yapısal kapasite kısıtı sürmektedir. NOAA'nın Nisan 2026'da yayımladığı El Nino uyarısı ise mevcut rahatlamayı gölgeliyor: Güçlü bir El Nino senaryosunda göl seviyeleri yeniden baskı altına girebilir ve öncelikli geçiş için açık artırma fiyatları tırmanabilir.
Türkiye, Asya'dan hammadde ve ara malı ithal eden ve Avrupa ile Orta Doğu'ya mamul ihraç eden bir ekonomi konumunda deniz taşımacılığına yapısal olarak bağımlıdır. Kızıldeniz krizinin derinleştiği 2024'te Asya ile Akdeniz arasındaki navlun oranları yaklaşık 2.300 dolardan 4.000 doların üzerine çıktı; bu artışın yarısına yakını sigorta ve savaş riski kaynaklı ek ücretlerden oluşuyordu. Xeneta ve Freightos verilerine göre 2026'ya girerken bu aralık kısmen geriledi ve Uzak Doğu ile Akdeniz hattı için uzun vadeli sözleşme oranları 2.300 dolar civarına indi. Ancak sektör temsilcileri maliyet baskısının üç kanaldan sürdüğünü belirtiyor: birincisi, hala yüksek seyreden savaş riski primleri; ikincisi, Cape güzergahı nedeniyle artan yakıt ve sefer süresi maliyetleri; üçüncüsü ise kanal geçiş ücretlerindeki artışlar. Panama tarafında 2025 yılında LNG için yüzde 11, LPG için yüzde 17, kimyasal tankerler için yüzde 15 oranında artırılan geçiş tarifeleri bu tablonun somut göstergesidir.
Kpler'in Kasım 2025 tarihli analizine göre denizcilik sigortası primlerinin eski normaline dönmesi yakın vadede mümkün görünmüyor. Bunun temel nedeni salt jeopolitik belirsizlik değil, sigortacıların risk modelleme süreçlerinde köklü bir değişime gitmiş olmasıdır. Houthi saldırılarının coğrafyası değişirse ve öngörülemeyen biçimde genişlerse P&I kulüpleri ve Lloyd's sendikalarının tepkisi hızlı ve sert olacaktır. Bu yapısal esneklik yokluğu, Türk taşımacılık firmalarının sigorta maliyetini sabit bir gider kalemi olarak bütçelemesinin önünde duran temel engeli oluşturmaktadır. Öte yandan Körfez krizinin Mart 2026'da devreye girmesiyle sigorta primlerinin birden fazla coğrafyada eş zamanlı yükselmesi, sigorta maliyetini artık bölgesel değil küresel bir değişken olarak yönetme zorunluluğunu ortaya koydu.
Süveyş ve Panama'daki kısmi rahatlama, 2024'teki en yüksek maliyet baskısını hafifletti; ancak yapısal değişim kalıcıdır. Sigorta primleri kriz öncesine dönmedi, kanal kapasiteleri henüz tam anlamıyla normalize olmadı ve yeni kriz odaklarından gelen şoklar anında fiyatlara yansıma kapasitesine sahip. Bu tablo Türk taşımacılık şirketleri açısından şu gerçeği dayatıyor: sigorta maliyetinin sabit bir bütçe kalemi değil, dinamik bir risk değişkeni olarak yönetilmesi artık bir seçenek değil zorunluluktur. Katma değer zincirinde konumlanmış ihracatçı ve ithalatçı şirketler için ise taşıma maliyetlerini sözleşme yapılarına nasıl yansıttıkları, marj yönetiminde belirleyici faktör olmaya devam edecek.
■ MİZAN HABER