
Sözleşmelerin Gerçek Referansı: On İki Aylık Ortalama Yüzde 31,90
Kira ve tedarik sözleşmelerinin çoğu manşet enflasyona değil on iki aylık ortalamaya endeksli. Temmuz'da yüzde 31,90'a çıkan bu gösterge, yıl sonu maliyet planlamasının asıl girdisi.
Irak'ın TIR sistemine geçişi, Kalkınma Yolu projesinin ivmesi ve Mersin'in 3,6 milyon TEU kapasitesine ulaşma hedefi; Türk liman operatörleri için dönemsel değil yapısal bir fırsat penceresini aralamaktadır.
Basra Körfezi'nden Avrupa'ya uzanan ticaret rotaları yeniden çizilirken, Türkiye'nin Akdeniz kıyısındaki iki büyük limanı sektörün beklediğinden daha erken bir dönüşüm sürecine giriyor. Mersin Uluslararası Limanı'nın (MIP) 455 milyon dolarlık genişleme yatırımının birinci fazını 2025 yılında tamamlaması ve LimakPort İskenderun'un yıllık 1 milyon TEU kapasitesiyle bölgede tutunması, bu iki operatörü Irak'a yönelik transit yük koridorunun kilit çıkış noktaları konumuna taşımaktadır. Söz konusu tablo, salt bir lojistik teknik gelişme değil, İskenderun Körfezi'ni arka bölge rekabetinin yeni savaş alanına dönüştüren bir yapısal kırılmadır.
Uluslararası Karayolu Taşımacılığı Birliği'nin (IRU) verilerine göre Irak, 1 Nisan 2025 itibarıyla TIR sistemini 66. ülke olarak tam kapsamlı biçimde hayata geçirdi. Pilot operasyonlar, Mersin'den Irak'ın Umm Qasr Limanı'na uzanan güzergahın bir haftanın altında tamamlanabildiğini ortaya koydu. Kıyaslama değeri açısından bakıldığında, aynı yükün Kızıldeniz güzergahından taşınması en az 14 gün, Afrika kıtasının çevresinden dolaşıldığında ise 26 güne kadar uzamaktadır. Bu fark, navlun maliyeti üzerinde doğrudan yansıyan bir hesaplamaya dönüşmektedir. Nitekim Ortadoğu'daki çatışma dönemlerinde Asya'dan Irak'a yönelik yük nakliye maliyetlerinin 2.000 dolardan 9.000 dolara fırladığına dair veriler, Türkiye limanları üzerinden kurulan kara köprüsü alternatifini taşıyıcılar nezdinde somut bir çözüm olarak öne çıkarmaktadır.
MIP, EMH2 (East Med Hub 2) genişleme projesinin birinci fazını Haziran 2025'te devreye alarak rıhtım boyunu 500 metreden 880 metreye yükseltti ve derinliği 17,5 metreye taşıdı. Bu iyileştirme, 24.000 TEU kapasiteli ultra büyük konteyner gemilerinin (ULCV) limana yanaşabilmesini sağlamaktadır. Projenin ikinci fazının 2026 sonuna kadar tamamlanmasıyla birlikte toplam kapasitenin 2,6 milyon TEU'dan 3,6 milyon TEU'ya çıkması beklenmektedir. Yatırımın tamamına yönelik kaynaklara göre IFM Investors ortaklığını da kapsayan yapı, limanı Doğu Akdeniz havzasının ana transit düğümü konumuna taşımaktadır. Irak ile Orta Asya'ya yönelik transit yükün kapasiteden pay alacak kısmı büyüdükçe, limanın operasyonel verimliliği ve tarife rekabeti belirleyici olmaktadır.
Mersin'den Irak'a yük bir haftanın altında ulaşırken aynı yol Kızıldeniz üzerinden en az 14 gün sürüyor. Bu fark, navlun maliyetine doğrudan yansıyor.
LimakPort İskenderun, 2025 yılında konteyner hacmini bir önceki yıla göre yüzde 12 artırarak 588.000 TEU'ya taşıdı. Mevcut 1 milyon TEU'luk kapasiteyle çalışan liman, ikinci fazda 1,3 milyon, üçüncü fazda ise 3 milyon TEU hedefini önünde bulundurmaktadır. Mersin'in hakimiyet kurduğu güneybatı eksenine karşılık İskenderun, Gaziantep, Adana ve Osmaniye organize sanayi bölgelerine daha kısa kara mesafesi sunmaktadır. Özellikle Kuzey Irak'a (Erbil, Sulaymaniyah) yönelik yüklerin Hatay üzerinden geçmesi, bu limanın arka bölge rekabetinde özgün bir segment oluşturmasına olanak tanımaktadır. MSC gibi global armatorlerin Asya kaynaklı Irak yüklerini Türk limanları üzerinden kara yoluyla ulaştırdığı iş modeli, İskenderun'a da fayda sağlayan bir yönlendirmeyi beraberinde getirmektedir.
Bağdat'ın yaklaşık 17 milyar dolarlık yatırım öngördüğü ve Büyük Faw Limanı'ndan başlayarak Basra, Bağdat, Musul ve Türkiye sınırına (Ovaköy/Zakho kapısı) uzanan 1.200 kilometrelik Kalkınma Yolu projesi, 2029 tamamlanma hedefiyle ilerlemektedir. Türk Ticaret Bakanlığı verilerine dayanılarak yapılan analizler, güzergahın Şırnak, Mardin, Gaziantep, Osmaniye ve Adana üzerinden Mersin'e bağlandığını ortaya koymaktadır. Dünya Bankası'nın proje potansiyeline ilişkin tahminleri, söz konusu koridorun yıllık 14 milyon ton uluslararası ve 20 milyon ton bölgesel yük çekebileceğine işaret etmektedir. Bu rakamlar gerçekleşirse, Mersin ve İskenderun'daki mevcut yatırımların uzun vadeli kiralanabilirliği bugünden piyasaya fiyatlanmaktadır.
Fırsatın büyüklüğünü ölçmek kadar riskleri de doğru tanımlamak gerekmektedir. Birinci değişken, Irak'ın iç güvenlik görünümü ile kuzey bölgelerine erişimin istikrarıdır. İkinci değişken, Irak'ın Faw Limanı üzerinden geliştirdiği doğrudan deniz bağlantısının; alternatif olarak bu koridorun rekabetçiliğini zayıflatma potansiyelidir. Üçüncü değişken ise Türkiye ile Irak arasındaki karayolu kapı geçiş kapasitesinin (Habur, Ovaköy) artırılması meselesidir. İRU verilerinin işaret ettiği günlük 1.000 kamyonu aşan potansiyel trafik hacmi, mevcut altyapı sınırlılıkları karşısında ciddi bir test olmaya devam etmektedir. Türk liman operatörleri, kendi ellerindeki değişken olan kapasite ve teknoloji yatırımını yönetirken arka bölge lojistiği ve serbest ticaret bölgesi entegrasyonu alanlarında da hamle yapma baskısıyla karşı karşıyadır. Bu iki limanın kendi aralarındaki yük yönlendirme rekabeti, sektörün önümüzdeki iki yılda en yakından takip edeceği dinamiği oluşturmaktadır.
Irak'ın TIR sistemine entegrasyonu, Mersin'in 3,6 milyon TEU kapasitesine ulaşma yolculuğu ve Kalkınma Yolu'nun orta vadeli gerçekleşme ihtimali bir arada değerlendirildiğinde, Türk liman operatörleri için pencere açık görünmektedir. Irak'ın konteyner liman trafiğinin 2025 yılında 1,70 milyon TEU'yu aşması beklenmekte olup bu hacmin önemli bir kısmı Türkiye geçişli karayolu ve limanlar üzerinden gerçekleşmektedir. Kızıldeniz güzergahındaki jeopolitik belirsizlik sürdüğü sürece maliyet ve zaman avantajı korunacak; bu avantaj ortadan kalktığında ise altyapı yatırımı bölgesel ticaret için yeterli ekonomik gerekçeye sahip olmaya devam edecektir. Yatırımcı ve holding yöneticisi için tablo şudur: Bu koridor spekülatif değil, operasyonel bir gerçekliğe dönüşmüştür. Asıl soru koridorun büyüyüp büyümeyeceği değil, hangi operatörün bu büyümeden en büyük payı alacağıdır.
■ MİZAN HABER