
Sözleşmelerin Gerçek Referansı: On İki Aylık Ortalama Yüzde 31,90
Kira ve tedarik sözleşmelerinin çoğu manşet enflasyona değil on iki aylık ortalamaya endeksli. Temmuz'da yüzde 31,90'a çıkan bu gösterge, yıl sonu maliyet planlamasının asıl girdisi.
Temmuz'da TÜİK yıllık enflasyonu yüzde 31,75 açıklarken ENAG yüzde 50,49 hesapladı. Makas, fiyatlama davranışı ve ücret pazarlığı açısından teknik bir ayrıntı olmaktan çıkmış durumda.

Temmuz 2026 enflasyon verileri iki farklı rakamla kamuoyuna girdi. Türkiye İstatistik Kurumu yıllık tüketici enflasyonunu yüzde 31,75 olarak açıkladı. Enflasyon Araştırma Grubu ENAG ise aynı dönem için yüzde 50,49 hesapladı. Aradaki 18,74 puanlık fark, iki yıldır süren bir tartışmanın en güncel halkası.
İki ölçümün ayrıştığı yer esas olarak sepet ağırlıkları ve fiyat toplama yöntemi. TÜİK, hanehalkı tüketim harcamaları anketine dayanan geniş bir sepet kullanıyor ve ülke genelinde çok sayıda satış noktasından fiyat topluyor. ENAG ise daha dar bir sepet ve farklı bir ağırlıklandırma tercih ediyor. Kira, gıda ve hizmet kalemlerinin sepetteki payı ile bu kalemlerdeki fiyat artış hızının yüksekliği, iki serinin sonucunu birbirinden uzaklaştıran temel mekanizma.
Metodolojik tartışmanın hangi tarafta durduğundan bağımsız olarak, iş dünyası için önemli olan davranışsal sonuç. İşletmeler ve hanehalkları fiyat beklentilerini oluştururken tek bir resmi seriye değil, kendi harcama sepetlerine bakıyor. Merkez Bankası'nın Temmuz Piyasa Katılımcıları Anketi'nde yıl sonu enflasyon beklentisinin yüzde 29,21'e çıkması, beklenti çıpasının resmi hedeften belirgin biçimde uzaklaştığını gösteriyor.
Enflasyon beklentisi bir istatistik değil, bir sözleşme değişkenidir: kira, ücret ve vade fiyatlaması onun üzerine kurulur.
Makasın pratik karşılığı üç yerde ortaya çıkıyor. Birincisi ücret pazarlığı: çalışan tarafı algıladığı enflasyonu referans alırken işveren tarafı resmi seriyi kullanmak istiyor. İkincisi kira ve uzun vadeli tedarik sözleşmeleri: TÜFE'ye endeksli sözleşmelerde resmi seri bağlayıcı, ancak yenileme pazarlığında piyasa algısı belirleyici oluyor. Üçüncüsü stok ve fiyatlama politikası: gerçekleşen maliyet artışı resmi enflasyonun üzerindeyse, TÜFE'ye endeksli fiyat artışı marjı aşındırıyor.
Holding hazineleri açısından makul yaklaşım, tek bir seriye bağlanmak yerine kendi maliyet sepetini çıkarmak. Enerji, lojistik, kira ve personel kalemlerinin şirkete özgü ağırlıklarıyla hesaplanan bir iç enflasyon göstergesi, hem bütçe planlamasını hem de fiyat zammı zamanlamasını resmi seriden daha isabetli yönetmeye imkân veriyor. Bu yazı yatırım tavsiyesi değildir.
■ MİZAN HABER