Analiz

Avrupa'nın Karbon Gümrüğü Türk Çeliğine Çarptı

CBAM'ın kesin rejimi 2026'da yürürlüğe girdi. AB'nin en büyük çelik tedarikçisi konumundaki Türkiye, ton başına yüzlerce euroya ulaşabilecek yeni bir maliyet baskısıyla yüz yüze.

Kerem Özdoğan· 5 dk okuma
Avrupa'nın Karbon Gümrüğü Türk Çeliğine Çarptı
Görsel: Marek Ślusarczyk (Tupungato) Photo gallery (CC BY 3.0) · Wikimedia Commons

1 Ocak 2026 itibarıyla Avrupa Birliği'nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM, Türkçe kısaltmasıyla SKDM) kesin rejimine geçti. Çelik ve alüminyum başta olmak üzere altı sektörü kapsayan bu düzenleme, AB pazarına ihracat yapan şirketlere artık somut bir mali yükümlülük getiriyor. AB'nin en büyük çelik tedarikçisi olan Türkiye için bu tarih, yalnızca bir uyum takvimi değil, sektörün rekabet geometrisini yeniden çizen bir kırılma noktası anlamına geliyor.

Mekanizma nasıl işliyor

CBAM, AB dışındaki üreticilerin ürünlerine yerleşik karbon emisyonunu fiyatlandırarak Avrupalı rakiplerin katlandığı karbon maliyetlerini ithalat kanalında da uyguluyor. Sistem, AB Emisyon Ticaret Sistemi (EU ETS) sertifika fiyatına endeksli CBAM sertifikaları üzerinden çalışıyor. Avrupa Komisyonu'nun açıkladığı ilk çeyrek 2026 sertifika fiyatı, ton CO2 başına 75,36 euro olarak belirlendi. EUA fiyatları Ocak ayında 90 euronun üzerini test ettikten sonra Mart ortasında 60 euro bandına gerilemiş olsa da yıl genelinde oynaklığın sürmesi bekleniyor. Önemli bir ayrıntı olarak, 2026 ithalatı için oluşan mali yükümlülüklerin fiili ödemesi 30 Eylül 2027'ye taşınmış durumda; dolayısıyla kasa etkisi bir yıl erteleniyor, ancak yükümlülük şimdiden birikmeye başladı.

Türkiye'nin pozisyonu: hem avantaj hem baskı

Türk çelik sektörünün yapısal bir avantajı var: Üretiminin büyük bölümü, yüksek fırın yerine elektrik ark ocağı (EAF) teknolojisine dayandığından karbon yoğunluğu görece düşük. Bu nedenle CarbonChain ve S&P Global gibi analistlerin hesaplamalarına göre Türk çeliğine düşen CBAM maliyeti, Çin veya Hindistan kaynaklı ürünlerle kıyaslandığında belirgin biçimde daha düşük kalıyor; China kaynaklı ithalatta ton başına 144 euro düzeyine çıkabilen maliyet, Türkiye için 36 ila 100 euro bandında seyredebiliyor. Aralık bu denli geniş görünüyor çünkü nihai rakam, ihracatçı firmanın emisyon verilerini belgeleme kapasitesine doğrudan bağlı. Belge sunulamazsa AB, varsayılan (default) değerleri uyguluyor ve bu değerler genellikle firma bazlı fiili emisyonlardan daha yüksek çıkıyor.

Türkiye'nin CBAM kaynaklı maliyetlerinin 2026'da 771 milyon euroya, 2032'de ise 2,5 milyar euroya ulaşabileceği tahmin ediliyor. Türk ihracatçıların en kritik zayıf halkası veri kalitesi ve doğrulama kapasitesi.

Sektörel maliyet yükü: rakamlar ne söylüyor

SteelOrbis ve Fastmarkets'ın derlediği sektör analizleri, 2026'da çelik ihracatçılarının ürün fiyatlarının yüzde 11'ine varan ek maliyet baskısıyla karşılaşabileceğine işaret ediyor. Türk Çelik Üreticileri Derneği de sektörün CBAM'a en yüksek maruziyetle karşılaşan gruplar arasında yer aldığını vurgulayan değerlendirmeler paylaştı. Alüminyumda tablo daha farklı: Elektrik yoğun bir süreç olan alüminyum üretiminde emisyon yükü çok daha yüksek, dolayısıyla CBAM maliyeti çeliğe kıyasla orantısız büyüyebiliyor. Fastmarkets'a göre 2026'da alüminyum ithalatçılarının küresel ölçekte yaklaşık 500 milyon euro CBAM yükümlülüğü taşıması bekleniyor.

Veri boşluğu ve uyum riski

Türk firmalar için asıl tehdit yalnızca karbon fiyatının yüksekliği değil. Uyum sürecindeki en kritik sorun, emisyon verilerinin doğrulanmış biçimde AB makamlarına raporlanması. Birçok Türk üreticinin doğrulanmış emisyon ölçüm altyapısından ve yetkin üçüncü taraf denetçilerden yoksun olduğu bildiriliyor. Bu boşluk, varsayılan değerlerin devreye girmesine yol açıyor ve fiili emisyonları düşük olan verimli tesislerin bile haksız biçimde yüksek maliyet ödeme riskiyle karşı karşıya kalmasına neden oluyor. EY Türkiye, CBAM uyumunun ihracat kontratlarına karbon maliyet paylaşım maddelerinin eklenmesini de zorunlu kılacağını belirtiyor. Bu yeniden yapılanma, tedarik zinciri müzakerelerini daha karmaşık ve daha uzun bir hale getirebilir.

Türkiye'nin karbon piyasası açmazı

CBAM, sadece ihracat maliyeti meselesi olarak ele alınamaz; aynı zamanda Türkiye'nin kendi iç karbon fiyatlandırma sistemine ilişkin köklü soruları da gündeme taşıyor. AB, bir ülkenin kendi ulusal karbon fiyatını CBAM hesabında mahsup etmesine imkan tanıyor. Türkiye'nin Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) kurma yönünde attığı adımlar henüz fiyat oluşturacak olgunluğa ulaşmadı; dolayısıyla Türk ihracatçılar, Avrupalı rakiplerinin zaten ödediği karbon maliyetine katkı yapmaksızın rekabet etmiş olmanın bedeli olan CBAM sertifika masrafını çoğunlukla tam olarak yükleniyor. Bu yapısal asimetri 2027 ve sonrasında giderek daha belirleyici bir rekabet değişkeni haline gelecek.

Yatırımcı için ne anlam taşıyor

Kısa vadede, ihracat fiyatlamalarında CBAM maliyetinin alıcıya yansıtılıp yansıtılamayacağı pazar gücüne bağlı. AB'deki çelik talebinin sınırlı kaldığı bir ortamda maliyet aktarımı, avantajlı koşullara sahip büyük entegre tesisler dışında zorlu olmaya devam edecek. Orta vadede ise düşük karbon yoğunluklu, EAF tabanlı üretim kapasitesine sahip ve emisyon verilerini belgeleyebilen Türk firmalar, rakiplerine göre sürdürülebilir bir maliyet avantajı kazanabilir. S&P Global'in değerlendirmesine göre 2026 bu anlamda sektör içi ayrışmanın başladığı yıl olacak. Yatırımcılar açısından CBAM uyum kapasitesi, yalnızca bir ESG göstergesi olmaktan çıkıp ihracat marjını doğrudan etkileyen bir operasyonel metriğe dönüştü.

Kaynaklar: S&P Global Commodity Insights · Fastmarkets · SteelOrbis · EY Türkiye

■ MİZAN HABER