Portre

Disiplinli Sermaye: Halim Çun'un Türkiye'den MENA'ya Uzanan Yatırım Felsefesi

Kırk yılı aşkın kariyer geçmişiyle Türk sermaye piyasalarının kurucu kuşağından gelen Halim Çun, fon yönetiminde sabır, seçicilik ve yapısal değerleme anlayışını MENA coğrafyasına taşımanın hem zorunluluk hem de fırsat olduğunu savunuyor.

Zeynep Alkan· 6 dk okuma
Disiplinli Sermaye: Halim Çun'un Türkiye'den MENA'ya Uzanan Yatırım Felsefesi
Görsel: Itidal (CC BY 4.0) · Wikimedia Commons

Türk sermaye piyasaları, son otuz yılda ciddi bir olgunlaşma evresi geçirdi. Bu sürecin içinden çıkan isimlerin büyük bölümü bugün portföy yönetimi ve girişim sermayesi ekosisteminin mimarları olarak öne çıkıyor. Halim Çun da tam olarak bu kuşağın temsilcilerinden biri. 1987'de Sabancı Holding bünyesinde başladığı finans kariyerini Ak Portföy'ün kuruluş ekibiyle sürdüren, ardından Gedik Yatırım üzerinden Inveo Portföy'ü inşa eden Çun, piyasalarda disiplinin kısa vadeli getirilerin önüne geçmesi gerektiğini her fırsatta vurgular. Bugün Inveo Portföy'de Yönetim Kurulu Başkan Vekili sıfatıyla görevini sürdüren Çun'un bu deneyimi, Türkiye'den MENA coğrafyasına fon taşıma tartışmasında kendine özgü bir referans çerçevesi oluşturuyor.

Uzun Soluklu Bir Kurum İnşası

Çun'un kariyerinin ilk önemli durağı, 1998'de Ak Yatırım Ortaklığı'nın, 2000'de ise Ak Portföy Yönetimi'nin kuruluş süreçlerine öncülük etmekti. Türkiye'de kurumsal portföy yönetiminin henüz emekleme aşamasında olduğu bu dönemde, bireysel birikimlerle kurumsal disiplin arasındaki köprüyü kurmak başlı başına bir zorluğu temsil ediyordu. Nitekim Boğaziçi Üniversitesi İşletme mezunu olan Çun, finans teorisini Türkiye piyasalarının yapısal kısıtlarıyla harmanlayan bir yaklaşım geliştirdi. 2006'da Gedik Yatırım bünyesine katıldığında önceliği yine kurum inşasına vermek oldu; 2008'de kurulan Gedik Portföy Yönetimi, ilerleyen yıllarda Inveo Portföy adını alacaktı. Çun, bu şirketin genel müdürlüğünü 15 yıl sürdürdü.

Fon Yönetiminde Seçicilik Prensibi

Çun'un yatırım felsefesinin temel taşı, seçicilik ve sabır kavramlarında yatıyor. Türk piyasalarının yüksek oynaklık ortamında faaliyet gösteren bir fon yöneticisi olarak yıllar içinde benimsediği yaklaşım, kısa vadeli getiri baskısına rağmen değerleme disiplininden taviz vermemek üzerine kurulu. Bu anlayış, girişim sermayesi ve özel sermaye fonlarında da belirleyici bir çerçeve sunuyor: Her girişime veya projeye fon tahsis etmek yerine yapısal büyüme potansiyeli olan, net bir çıkış stratejisi çizilmiş ve yönetim kadrosu güçlü şirketleri tercih etmek. Türkiye'de 2024 yılı boyunca girişim yatırımlarının 1,1 milyar dolara ulaştığı, 2025'te ise yaklaşık 490 milyon dolar düzeyine gerilediği dikkate alındığında, bu seçici duruşun yalnızca felsefi bir tercih olmadığı, aynı zamanda rasyonel bir risk yönetimi aracı olduğu ortaya çıkıyor.

Türkiye'de 2025'te girişim yatırım hacmi bir önceki yıla kıyasla yarıdan fazla geriledi. Bu daralma ortamında disiplinli fon yönetimi, seçici kalmak anlamına geliyor.

MENA Coğrafyasının Çekiciliği ve Yapısal Gerçekliği

Türk girişim ve fon ekosisteminin son birkaç yılda MENA bölgesine yoğunlaşmasının ardında birden fazla etken var. Körfez ülkelerinin, özellikle Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin devlet destekli fonlar aracılığıyla teknoloji ve büyüme odaklı şirketlere yönelik yatırım iştahı belirgin biçimde arttı. Öte yandan Türkiye ile bu coğrafya arasındaki kültürel ve ticari köprüler, Türk fon yöneticilerine hem kaynak sağlama hem de ortak yatırım yapma konusunda avantajlı bir konum sunuyor. Kimi Türk VC fonunun Suudi piyasasına girişi için net bir sektörel odak ve lokal ortaklık modeli benimsediği görülüyor. Bu modelde enerji, lojistik, fintech ve sağlık gibi alanlarda büyüyen bölgesel platformlar ön plana çıkıyor. KPMG Türkiye verilerine göre Türk girişimlerinde MENA bölgesi iştirakçileriyle gerçekleştirilen ortak yatırımların payı 2024'te kayda değer bir artış kaydetti.

Kur Riski, Düzenleyici Çerçeve ve Fon Yapılandırması

Türkiye'den MENA'ya fon taşımanın önünde teknik engeller de yok değil. Türk lirası bazlı fonların dolar veya dirhem cinsinden taahhütleri karşılaması, kur riskini fon yapısının merkezine yerleştiriyor. Bu nedenle başarılı çapraz coğrafya yatırımcılarının büyük çoğunluğu ya yabancı para birimi cinsinden fon kuruyor ya da DIFC (Dubai Uluslararası Finans Merkezi) veya ADGM (Abu Dabi Küresel Piyasa) gibi düzenleyici çerçeveler altında off-shore yapılar tercih ediyor. Ayrıca yatırımcı tabanının beklentileri açısından da iki piyasa arasında belirgin farklılıklar var: Körfez LP'leri çoğunlukla daha uzun yatırım ufukları ve somut bölgesel etki kriterleri talep ediyor. Bu tabloda Çun'un Inveo'daki kurumsal deneyimi, yapılandırma ve yatırımcı ilişkileri boyutlarında referans verilebilecek bir perspektif sunuyor.

Portföy Kurgusundan Çıkış Stratejisine

Türkiye'nin GSYO ekosisteminde faaliyet gösteren şirketlerin portföy yapılarına bakıldığında, teknoloji ve sanayi odaklı yatırımların giderek daha fazla yer kapladığı görülüyor. Gözde Girişim örneğinde olduğu gibi, Yıldız Holding bünyesindeki bu tür yapılar holding koordinasyonu ile bağımsız finansal disiplini bir arada yürütme zorunluluğuyla karşı karşıya. Bu gerilimi yönetmenin tek yolu, net çıkış ufukları belirlemek, değerleme metodolojisini şeffaf tutmak ve sektörel yoğunlaşmadan kaçınmak. Deneyimli fon yöneticilerinin MENA büyümesini salt coğrafi genişleme olarak değil, portföy çeşitlendirmesinin bir aracı olarak ele alması tam da bu nedenle kritik önem taşıyor. MENA'nın zirveye yakın değerleme bölgelerinde yer alan startup'larına erişim, Türk fon yöneticileri açısından hem fırsatı hem de volatilite riskini aynı anda barındırıyor.

Kuşak Geçişi ve Kurumsal Hafıza

Halim Çun'un Inveo Portföy'de Genel Müdürlük'ten Yönetim Kurulu Başkan Vekilliği'ne geçişi, Türk finans ekosisteminde kuşak aktarımının nasıl kurumsal bir düzlemde yönetilebileceğini gösteren az sayıdaki örnekten biri. Günümüzde genç fon yöneticileri, hız ve teknoloji odaklı analizle silahlanmış durumda; ancak piyasa krizleri, döviz şokları ve düzenleyici dönüşümler gibi yapısal zorluklarda kurumsal hafızanın taşıdığı değer hala tartışmasız. Bu deneyim birikiminin MENA'ya açılma stratejilerinde rehberlik etmesi, Türk sermaye piyasaları için hem itibar hem de risk yönetimi açısından değer üretiyor. Çun gibi isimlerin aktif danışmanlık ve yönetim kurulu rolleriyle sektörde kalmayı sürdürmesi, bu hafızanın kurumsal düzeyde korunması anlamına geliyor.

Kaynaklar: https://portfoyyonetimizirvesi.com/konusmaci/konusmaci-1647242145 · https://assets.kpmg.com/content/dam/kpmg/tr/pdf/2026/03/turkish-startup-investments-review-2025.pdf · https://www.gozdegirisim.com.tr/tr/hakkimizda · https://inveo.com.tr/media/4xunlbxq/inveo-portfoey.pdf

■ MİZAN HABER