
Fiyat Düşerken Rekor Alım: Merkez Bankaları Çeyrekte 289 Ton Altın Aldı
Altın on yılın en sert çeyreklik değer kaybını yaşarken merkez bankaları net 289 ton alım yaptı. Yıllık bazda yüzde 62 artış, serinin en güçlü ikinci çeyreği anlamına geliyor.
Türkiye Varlık Fonu kuruluşundan bu yana 18 milyar dolarlık yatırım gerçekleştirdi; fon şimdi fintech, derin teknoloji ve yenilenebilir enerji ekseninde yeni bir ivme arıyor.

Türkiye Varlık Fonu (TVF), kuruluşundan bu yana gerçekleştirdiği 18 milyar dolarlık yatırım hacmiyle yönettiği aktif büyüklüğü 360 milyar doların üzerine taşıdı. Bu rakam, fonu küresel egemen servet fonları sıralamasında ilk ona yerleştiriyor. Ancak asıl önem taşıyan boyut, büyüklük değil yönelim: Fon, köklü kamu altyapı varlıklarının yanı sıra teknoloji, yenilenebilir enerji ve girişim sermayesi gibi dinamik alanları portföyüne katarak yapısal bir dönüşüm geçiriyor.
TVF'nin mevcut portföyü yedi sektörde faaliyet gösteren 36 şirket, iki lisans ve çok sayıda taşınmazdan oluşuyor. Finansal hizmetler ağırlığını korurken Ziraat Bankası, Halk Bankası ve Vakıfbank üçlüsü piyasa değeri açısından portföyün omurgasını oluşturuyor. Borsa İstanbul'daki işlem hacimlerini göz önünde bulunduran piyasa katılımcıları, TVF'yi yerli borsanın en büyük tek aktörü olarak konumlandırıyor. Teknoloji ve telekom bacağında ise Turkcell, Türk Telekomunikasyon ve Türksat fona stratejik kaldıraç sağlıyor. Ulaştırma, madencilik, tarım ve gayrimenkul kanallarıyla fon, Türkiye ekonomisinin her kilit damarında varlığını sürdürüyor.
TVF'nin konsolide finansal tablolarına göre toplam aktif büyüklüğü 2023 sonunda 9,4 trilyon Türk Lirası düzeyindeyken yaklaşık yüzde 36 artışla 12,7 trilyon liraya ulaştı. Aynı dönemde dolar karşılığı 318 milyar dolardan 360 milyar dolara yükseldi. Fonun özkaynak büyüklüğünün ise 2025 sonu itibarıyla 2 trilyon Türk Lirasını geçtiği kamuoyuyla paylaşıldı. Söz konusu büyüme, kur volatilitesinin yarattığı baskıya karşın fon varlıklarının reel değer kazandığına işaret ediyor.
TVF, egemen servet fonları liginde ilk 10'a girerken portföyünü yeni nesil sektörlere taşıma stratejisini fiilen uygulamaya koydu.
TVF'nin uluslararası hamlelerinin ivme kazandığı görülüyor. Nisan 2025'te Irak Kalkınma Fonu (DFI) ile yenilenebilir enerji, altyapı, ulaştırma, tarım ve fintech alanlarını kapsayan bir mutabakat muhtırası imzalandı. Körfez cephesinde ise Ağustos 2025'te Kuveyt Finans Evi (Kuwait Finance House) liderliğindeki bir konsorsiyumla 600 milyon dolarlık beş yıllık murabaha finansmanı tamamlandı. Mart 2025'te euro ve dolar dilimlerinden oluşan 1,1 milyar euroluk sendikasyon kredisi hazine garantisi olmaksızın piyasalara açıldı. Bu adım, fonun kendi kredi değerliliğiyle borçlanma kapasitesine duyulan güveni pekiştiriyor. AA ve Hurriyet Daily News'e yansıyan açıklamalar, uluslararası yatırımcı ilgisinin güçlendiğini ortaya koyuyor.
Köklü kamu şirketlerinin ötesinde TVF, uzun vadeli bir katalizör rolüne soyunuyor. Bu çerçevede kurulan Türkiye Teknoloji Fonu, son iki yılda yapay zeka, siber güvenlik, büyük veri, biyoteknoloji ve yeşil enerji alanlarındaki girişim sermayesi fonlarına toplam 100 milyon doları aşan yatırım taahhüdünde bulundu. Ekosisteme fon-of-funds modeliyle müdahil olmak, TVF'ye doğrudan şirket seçiminin risklerini sınırlı tutarken yüksek büyüme potansiyeli taşıyan sektörlere erişim sağlıyor. Piyasa analistleri bu yapıyı, fonun kamu altyapı ağırlıklı görünümünden yenilikçi ekonomi katalizörüne doğru evrilmesinin simgesi olarak değerlendiriyor.
TVF'nin stratejik öncelikleri arasında enerji yatırımları özellikle öne çıkıyor. Fonun açıkladığı öncelik listesinde, Türkiye'nin kronik cari açık sorununu hafifleteceği değerlendirilen yurt içi enerji üretim kapasitesini artırmaya yönelik yatırımlar başı çekiyor. Bu amaçla fon bünyesinde yeni şirketler kuruldu; yenilenebilir enerji kaynaklarına odaklanan varlıkların portföydeki payının önümüzdeki dönemde artması bekleniyor. Finansal hizmetler ile enerji ve madencilik sektörlerinin portföy içi ağırlığı, kurumsal strateji belgelerinde özellikle vurgulanan iki temel sütun olmaya devam ediyor.
360 milyar dolarlık aktif büyüklük ve 18 milyar dolarlık kümülatif yatırım hacmi, TVF'yi Türkiye'nin ekonomik toparlanma sürecinde güçlü bir politika aracına dönüştürüyor. Piyasa katılımcılarının dikkat etmesi gereken iki kritik boyut öne çıkıyor. Birincisi, fonun portföy şirketleri aracılığıyla Borsa İstanbul'daki sistemik ağırlığı hem fiyat istikrarını destekleyebilir hem de likidite çıkışı dönemlerinde piyasayı yumuşatıcı işlev görebilir. İkincisi, uluslararası finansmana artan başvuru, fonun bilanço genişlemesini sürdürmek için dış kaynak maliyetine olan bağımlılığını beraberinde getiriyor. TVF'nin bu iki dengeyi yönetme biçimi, orta vadede hem Türk piyasasının kurumsal derinliğini hem de yabancı yatırımcı algısını şekillendirecek.
■ MİZAN HABER