
Fiyat Düşerken Rekor Alım: Merkez Bankaları Çeyrekte 289 Ton Altın Aldı
Altın on yılın en sert çeyreklik değer kaybını yaşarken merkez bankaları net 289 ton alım yaptı. Yıllık bazda yüzde 62 artış, serinin en güçlü ikinci çeyreği anlamına geliyor.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası brüt rezervlerini 2026'nın ilk haftalarında 205 milyar doların üzerine taşıdı. Bu birikimin kur dinamikleri üzerindeki baskısı ve yatırımcı için anlamı mercek altında.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, 2026'nın ilk aylarında brüt uluslararası rezervlerini art arda rekor seviyelere taşıdı. Ocak ayının son haftasında 218 milyar dolar eşiğini aşan toplam rezervler, para politikası normalleşme sürecinin en somut çıktılarından biri olarak öne çıkıyor. Yalnızca bu rakam bile yeterliydi; ancak asıl tartışma bu rezerv birikiminin Türk lirası üzerinde yarattığı yapısal baskı ve piyasa oyuncuları açısından ne anlam taşıdığı üzerinde yoğunlaşıyor.
Rezerv değerlendirmesinde kullanılan üç farklı gösterge, birbirinden oldukça farklı bir tablo ortaya koyuyor. Brüt rezervler Ocak 2026 itibarıyla 218 milyar doları geçerken, swap anlaşmaları dışlanarak hesaplanan net rezerv pozisyonu çok daha mütevazı bir düzeyde seyrediyor. Haziran ayı verilerine göre brüt rezervler yaklaşık 152-156 milyar dolar aralığına geriledi; swap hariç net rezervler ise 29-30 milyar dolar bandında gezindi. Başka bir deyişle, elde edilen toplam kalemin önemli bir bölümü swap hatlarından kaynaklanıyor ve bu durum gerçek tampon kapasitesini tartışmaya açık kılıyor. Bloomberg HT ve AA verilerine göre net rezervlerdeki bu tablo, piyasa analistlerinin rezerv kalitesine ilişkin sorularını gündemde tutmaya devam ettiriyor.
TCMB'nin rezerv biriktirme stratejisi, birbirine bağlı birkaç gerekçeye dayanıyor. Birincisi, 2021-2023 döneminde yaşanan rezerv erimesinin ardından güvenilirlik tamponunu yeniden inşa etmek. İkincisi, dış borç servis yükümlülükleri ve olası şok senaryolarına karşı tampon oluşturmak. Üçüncüsü ise cari hesap dengelenmesi ve turizm gelirlerinin yoğun aktığı dönemlerde piyasaya giren dövizi bünyeye çekmek. Para piyasalarını takip eden analistler, bankanın özellikle ihracat gelirlerinin yüksek seyrettiği ve portföy girişlerinin ivmelendiği dönemlerde sistematik alımlarını artırdığını gözlemliyor. Ocak-Mart 2026 arasında gerçekleştirilen yaklaşık 8,5 milyar dolarlık piyasa alımı, bu stratejinin somut ifadesi olarak kayıtlara geçti.
Brüt rezervlerin rekor kırdığı dönemde swap hariç net rezervler 30 milyar dolar civarında kaldı. Yatırımcı için asıl belirleyici olan bu iç katman.
Merkez bankasının döviz alımları, doğrudan bir kur baskısı kanalı yaratıyor. Banka piyasadan dolar veya euro satın aldığında karşılığında Türk lirası veriyor; bu işlem lira arzını artırıyor ve yerel para birimi üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturuyor. 2026 yılı boyunca dolar-TL paritesinin 48-55 bandında seyredeceğine yönelik projeksiyon aralıkları, kısmen bu mekanizmanın fiyatlanmasını yansıtıyor. Öte yandan Mart 2026'da yaşanan ve TCMB'nin bir haftalık repo ihalelerini askıya alarak gecelik faizi yaklaşık 300 baz puan artırdığı bölüm, liranın belirgin değer kaybettiği dönemde rezervlerin ne kadar hızlı eribildiklerini de gözler önüne serdi. Reuters ve ING'nin yayımladığı analizler, bankanın bu dönemde yaklaşık 21 milyar dolarlık döviz satışı gerçekleştirdiğine işaret ediyor.
2025-2026 rezerv döngüsünün dikkat çekici bir boyutu, altın varlıklarının payındaki artış. Eylül 2025'te 96 milyar doları aşan altın rezervleri, o tarihe kadar döviz rezervlerini dahi geride bıraktı. Bu bileşim değişikliği, yalnızca portföy çeşitlendirme amacı taşımıyor; küresel altın fiyatlarının yükseliş döngüsüyle örtüşen zamanlama, brüt rakamı şişirirken net döviz pozisyonuna çok daha sınırlı katkı sunuyor. Altın fiyatlarının yükselmesi TCMB net rezervlerine yaklaşık 700 milyon dolarlık pozitif değerleme katkısı sağladı; ancak bu kalemin likiditesi ve kriz anında kullanılabilirliği, döviz rezrvinin çok gerisinde kalıyor.
Portföy yöneticileri ve hazine analistleri için rezerv tablosunu değerlendirirken iki katmanlı bir okuma zorunlu hale geliyor. Brüt rakam, küresel kredi derecelendirme kuruluşlarının ve uluslararası yatırımcıların dikkat ettiği manşet gösterge; bu cephedeki iyileşme, Türkiye'nin risk primini ve CDS spreadlerini olumlu etkiliyor. Ancak swap hariç net rezervler, merkez bankasının gerçek müdahale kapasitesini yansıtıyor ve bu kalem hala kırılgan. Citi'nin Nisan 2026'da yayımladığı bir notun işaret ettiği gibi, faiz oranlarının hala yüksek seyreden enflasyonla mücadele çerçevesinde yeterince sıkı tutulup tutulmadığı sorusu, rezerv dinamiğiyle doğrudan bağlantılı olmaya devam ediyor. Daha yüksek faiz, portföy girişlerini destekliyor, döviz arzını artırıyor ve rezerv birikimini kolaylaştırıyor. Ancak büyüme maliyeti de bu denklemin içinde.
TCMB'nin 2026 para politikası takvimi, rezerv güçlendirmeyi stratejik öncelikler arasında tutmayı sürdürüyor. Yüzde 5 enflasyon hedefine yönelik çerçevede döviz rezervlerinin etkin bir politika aracı olarak konumlandırılması, bankanın piyasa iletişiminin merkezinde yer alıyor. Turizm gelirlerinin güçlü seyrettiği ve cari açığın görece dar kaldığı bir ortamda rezerv birikiminin sürdürülebileceği öngörüsü yerinde duruyor. Ancak jeopolitik gelişmeler, enerji fiyatları ve küresel risk iştahındaki kırılmalar bu görünümü hızla bozabilecek değişkenler arasında. Nitekim Haziran 2026'da brüt rezervlerin 152 milyar dolara kadar gerilemiş olması, bu kırılganlığın somut bir hatırlatması oldu.
■ MİZAN HABER