
Fiyat Düşerken Rekor Alım: Merkez Bankaları Çeyrekte 289 Ton Altın Aldı
Altın on yılın en sert çeyreklik değer kaybını yaşarken merkez bankaları net 289 ton alım yaptı. Yıllık bazda yüzde 62 artış, serinin en güçlü ikinci çeyreği anlamına geliyor.
Türkiye'nin uzun vadeli tahvil faizinin 29 bandına gerilemesi, yatırımcıları reel getiri hesabını yeniden yapmaya zorluyor. Enflasyonun hala yüzde 32'nin üzerinde seyrettiği bir ortamda bu hareket ne anlama geliyor?

Türkiye'nin 10 yıllık devlet tahvil faizi, Haziran 2026 ortasında 29 yüzde bandına kadar geriledi. Bu hareket, bir yıl önce yüzde 34'un üzerine çıkan getirilerin ne denli hızla aşağı doğru evrildiğini gözler önüne seriyor. Ancak sahne ilk bakışta göründüğündan daha karmaşık: Mayıs 2026'da yıllık TÜFE enflasyonu yüzde 32,61 olarak açıklanirken, uzun vadeli tahvilin nominal getirisi bu rakamın gerisinde kalmaya başladı. Yani hesap basittir ve sonucu hosbir değil; reel getiri negatife dondu.
Tahvil faizlerindeki düşüş, ani bir sarsıntınin ürünü değil; yavaş pisen bir beklenti değişiminin yansıması. Aralık 2025'te Merkez Bankası politika faizini 39,50'den 38'e indirdi. Ocak-Haziran 2026 arasında ise faiz kararlarında temkinli duran TCMB, yüzde 37 seviyesinde cipa attı. Piyasalar bu tabloyu dezenflasyon yolculuğunun başlaması olarak yorumladı. Bloomberg ve Reuters'in takip ettiği analist konsensüsüna göre faizlerin yıl sonuna kadar kademeli olarak gerilemesi bekleniyor; bu beklenti uzun vade kağıtlarını daha erken harekete geçirdi.
Nominal faiz yüzde 29, yıllık enflasyon yüzde 32,61. Fisher denkleminin basit versiyonuyla hesaplandığı zaman reel getiri eksi 3,5 puan civarında. Bu rakam, devlet kağıdıni vadesi boyunca elinde tutacak bir kurumsal yatırımcı için ciddi bir satınalma gücü kaybı anlamına geliyor. Daha önce tahvil tutmanın cazibesini yaratan reel pozitif getiri penceresi, şu an kapanmış durumda. Peki neden yatırımcılar hala alıyor? Cevap kismi olarak kur korumasında, kismi olarak da gerçekleşen düşük enflasyonun one fiyatlanması beklentisinde yatıyor. TÜİK verilerine göre yıllık TÜFE Kasım 2025'te dört yılın en düşüğüne, yüzde 31'in altına inmişti. Eğer bu trend sürerse, 10 yıllık kağıt bugün düşükte alınmış olacak.
Tahvil faizinin yüzde 29 bandına gerilemesi bir zafer değil, bir bahis. Bahsin konusu: enflasyonun önümüzdeki çeyreklerda nominal getirinin altına düşeceği yönünde.
Türkiye verim eğrisi son aylarda tersine dönük yapısını sürdürüyor. Kısa vade (2 yıllık tahvil) yüzde 37 civarına demirlenmisken, uzun vade (10 yıllık) yüzde 29'a indi. Bu şekil, tipik olarak piyasanın orta vadede faiz indirimi beklediğine işaret eder. Ekonomistler, Orta Doğu kaynaklı enerji fiyatı risklerinin de tabloya girmesiyle TCMB'nin temkinli duruşunu koruyacağını, ancak önce kısa vadeli sonra uzun vadeli getirilerin yavaş yavaş aşağı çekeceğini tahmin ediyor. AA Ekonomi Haber Ajansı'nın aktardığı analist değerlendirmelerine göre Merkez Bankası'nın faiz indirim ciprolarini yılsonuna doğru sıkılaştırması bekleniyor.
Tahvil faizinin gerilemesi, sabit getirili enstrümanlardan hisse senedine ve dövize kayan sermaye akışlarını hızlandırabiliyor. Ancak tablo o kadar net değil. Kur korumal devlet tahvilleri (DOLAR/EURO cinsi ya da enflasyona endeksli kağıtlar) hala cazip bir koridor sunuyor. Portföy yöneticilerinin bir kesimi, nominal faiz düşüş sürecinde enflasyona endeksli tahvillerin (TUFEX) kısa vadeli nominal tahvillerden daha avantajlı olacağını savunuyor. Özellikle kurumsal yatırımcılar için asset-liability yönetimi açısından uzun vade nominal tahvil tutmanın maliyeti artış gösteriyor. Holding tahzineleri ve sigorta şirketi portföylerinde bu hesabın yeniden gözden geçirilmesi gündemin üstüne çıkmış durumda.
Bloomberg ve Financial Times'ın takip ettiği gelismekte olan piyasalar fondlarindan gelen signallere göre, Türkiye'nin yerel para cinsinden borçları 2026 başında birçok gelismekte olan ülkeye kıyasla olumlu ayrışıyor; hem faiz oranı farkı hem de TL'nin beklenen değer kazanımı hesaba katıldığında. Ancak yüzde 29'a gerileyen uzun vade faizi, dış yatirimi yapan bir JP Morgan varligi yöneticisi için artık o kadar da çekici değil. Nominal dolar bazlı getirinin hesaplanabilmesi için kur riskini de hesaba katmak gerekiyor ve bu hesap, TL beklentilerine göre büyük farklar üretebiliyor. Gelismekte olan piyasalara odaklanan fonlar, EMBI+ gibi endekslerdeki Türkiye ağırlığını son çeyrekten bu yana hafif aşağı çektiklerini teyit etti.
TCMB'nin ortaVade enflasyon hedefi yüzde 5. Mayıs 2026 itibarılyla fiili oran yüzde 32,61. Bu makas kapatılmadan uzun vadeli tahvil yatırımının reel getirisi pozitife geçemeyecek. Orta Vade Programı'nin projeksiyonları 2026 sonu için yüzde 16-17 bandını gösteriyor; bu seviyelere ulaşılması halinde 10 yıllık tahvilin bugünki yüzde 29'luk getirisi tekrar pozitif reel bölgeye girecek. Yatırımcı için kritik soru ise dışardan gelen enerji şoku veya döviz dalgalanmasınin bu senaryo gerçekleşirken ne kadar ek sürpriz üreteceği. Piyasalar, şimdilik bu belirsizligi tahvil fiyatına zaten bir miktar yansıtmıs görünüyor.
■ MİZAN HABER