Piyasalar

Kredi Mevduat Oranı Yüzde 87'ye Dayandı: Bankalar Likidite Dengesini Yeniden Kuruyor

Türk bankacılık sektöründe kredi hacminin hızlı genişlemesi, mevduat büyümesini geride bıraktı. Yüzde 87'ye yaklaşan kredi/mevduat oranı, tahvil piyasasından fon yönetimine kadar geniş bir alanda yansımalar doğuruyor.

Serhan Kılıçoğlu· 5 dk okuma
Kredi Mevduat Oranı Yüzde 87'ye Dayandı: Bankalar Likidite Dengesini Yeniden Kuruyor
Görsel: Hans Hillewaert (CC BY-SA 4.0) · Wikimedia Commons

Türk bankacılık sektörünün kredi/mevduat oranı (KMO), 2026 yılının ilk çeyreğinde kritik eşiklere yaklaşmaya devam ediyor. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun (BDDK) Mart 2026 verilerine göre toplam krediler 24,20 trilyon TL seviyesine ulaşırken toplam mevduat tabanı 27,84 trilyon TL olarak gerçekleşti. Bu tablo, sektörün KMO'sunu yüzde 87 civarına taşıyor; ekim 2025'teki yüzde 85'lik oran karşısında yaklaşık iki puanlık sıkışmanın açık bir yansıması.

Tablonun Arka Planı: Faiz İndirimleri ve Kredi İvmesi

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, 2025 yılı Temmuz ile Ekim döneminde politika faizinde toplam 650 baz puanlık indirime gitti. Bu adım, hem TL mevduat faizlerini hem de ticari kredi maliyetlerini geriletirken özellikle kurumsal kesimin kredi talebini önemli ölçüde canlandırdı. Söz konusu dönemde ticari kredi faizleri 690 baz puan civarında geriledi. Sonuç olarak mevduat büyümesi hız keserken kredi stoku tarihsel ortalamaların üzerinde bir ivmeyle genişledi. Piyasa analistleri, bu makasın daralmasının sektör genelinde fonlama maliyetleri ve aktif kalitesi üzerinde gözetim gerektirdiğini vurguluyor.

Mevduat Tabanının Yapısal Görünümü

Olumlu bir gelişme olarak öne çıkan husus, Türk lirası mevduatın toplam içindeki payının yüzde 60,5'e yükselmesidir. Kur Korumalı Mevduat'tan (KKM) TL'ye dönüşün hız kazandığı bir ortamda bu oran, yerli tasarrufçunun TL varlıklara olan güveninin güçlendiğine işaret ediyor. Bununla birlikte faiz indirimleri mevduat getirilerini görece düşürünce, bir kesimin alternatif araçlara yöneldiği de göz ardı edilemiyor. Getiri ortamındaki bu değişimin, önümüzdeki dönemde mevduat tabanının büyüme hızı üzerinde belirleyici olması bekleniyor.

Kredi/mevduat oranı yüzde 87'ye taşınırken sektörün likidite karşılama oranı yasal sınırların belirgin üzerinde seyrediyor. Ancak fonlama maliyetlerindeki yapısal baskı, yönetim kurullarının gündeminde yerini koruyor.

Likidite Karşılama Oranı: Tampon Güçlü, Ama Makas Daralıyor

TCMB'nin Finansal İstikrar Raporu 2026-I (Mayıs 2026), sektörün likidite karşılama oranının (LKO) yasal sınırların belirgin üzerinde seyrettiğini teyit ediyor. Aralık 2025 itibarıyla sistemdeki likidite fazlası 476 milyar TL düzeyinde kaydedildi. Bu görünüm, bankaların kısa vadeli yükümlülüklerini karşılama kapasitesinin sağlam olduğunu ortaya koyuyor. Ne var ki KMO'nun kademeli yükselişi, marjinal fonlama maliyetini artırıyor ve bankaları kaynak çeşitlendirmesine yöneltiyor. Repo piyasasındaki işlem hacimleri ile tahvil ihraçlarındaki artış, bu stratejik yönelimin somut göstergeleri arasında sayılabilir.

Tahvil ve Para Piyasasına Yansımalar

Bankalar, mevduat kaynaklı fonlamanın göreli pahalılaşması durumunda borçlanma araçlarına yönelme eğilimi gösteriyor. Geçmiş dönemlerde yüksek KMO ortamlarında, yerli özel bankaların yurt dışı sendikasyon kredilerini ve eurotahvil ihraçlarını artırdığı görülmüştü. Bugünkü tablo, benzer bir eğilimin filizlenebileceğine işaret ediyor. Tahvil yatırımcıları açısından bu durum, banka ihraçlarında arz baskısı yaratabilir ve fiyatlandırma dinamiklerini etkileyebilir. Öte yandan TCMB'nin politika faizini indirmeyi sürdürdüğü bir konjonktürde, Hazine ve sabit getirili enstrümanların bankalar arası rekabette daha belirleyici bir rol oynayacağı öngörülüyor.

Aktif Kalitesi ve Riske Bakis

Takipteki kredi oranı (NPL) Aralık 2025 itibarıyla yüzde 2,47 ile görece düşük seyrediyor. Bu, kredi büyümesinin şimdilik kontrollü bir risk profiline eşlik ettiğini gösteriyor. Sektörün sermaye yeterliliği oranı da yüzde 19,69 ile regülasyon eşiğinin oldukça üzerinde. Bununla birlikte analistler, kredi büyümesinin hız kazandığı dönemlerde gecikmiş risklerin 12 ile 18 ay sonra NPL tablolarına yansıyabildiğini hatırlatıyor. KMO'nun yüzde 90 eşiğini aşması halinde, BDDK'nın makroihtiyati araçlara daha sık başvurabileceği değerlendirmeleri de gündemdeki yerini koruyor.

Yatırımcı Perspektifi

Portföy yöneticileri ve kurumsal yatırımcılar açısından kritik soru şu: KMO'daki yükseliş, bankaların net faiz marjını hangi yönde etkileyecek? Faiz indirim sürecinde pasif maliyetlerin aktif getirilerin üzerinde erimesi, marj baskısı yaratabilir. Öte yandan kredi hacminin genişlemesi, hacimden gelen geliri artırıcı bir etki taşıyor. İki kuvvetin dengesine bağlı olarak banka hisselerinin değerleme çarpanları önümüzdeki çeyreklerde ayrışabilir. Garanti BBVA Research'ün Nisan 2025 tarihli Bankacılık Sektörü Görünüm Raporu, tam da bu dinamiğe dikkat çekerek fonlama maliyeti yönetimini sektörün öncelikli gündem maddesi olarak tanımlamıştı. Tablo, bugün daha da somutlaşmış durumda.

Kaynaklar: BDDK Aylık Bülten, Mart 2026 (bddk.org.tr) · TCMB Finansal Istikrar Raporu 2026-I, Mayis 2026 (tcmb.gov.tr) · Garanti BBVA Research, Turkiye Banking Sector Outlook, Nisan 2025 · TCMB Blog, TCMB Faiz Indirimleri Kredi ve Mevduat Faizlerine Yansiyor mu (tcmbblog.org)

■ MİZAN HABER