
Fiyat Düşerken Rekor Alım: Merkez Bankaları Çeyrekte 289 Ton Altın Aldı
Altın on yılın en sert çeyreklik değer kaybını yaşarken merkez bankaları net 289 ton alım yaptı. Yıllık bazda yüzde 62 artış, serinin en güçlü ikinci çeyreği anlamına geliyor.
Avrupa'da dizel araç satışlarının yüzde sekize gerilemesi, onlarca yıl süren paladyum hakimiyetini kökten sarstı. Katalizör pazarında platinum lehine dönen denge, yatırımcılar için hem risk hem de fırsat barındırıyor.
Değerli metaller piyasasında onlarca yıl boyunca süren bir hiyerarşi, son aylarda köklü bir dönüşüm geçiriyor. Avrupa'da dizel binek araç satışlarının yeni araç pazarındaki payı 2025 yıl sonu itibarıyla yüzde sekize geriledi; bu rakam, 2015'teki yüzde elli ikilik zirvenin ancak altıda biri düzeyinde. Bu dramatik gerilemenin doğrudan yansıması, katalizör sanayiinin hammadde tercihlerinde kendini gösteriyor ve platinum-paladyum makasının kapanmasını tetikliyor.
Paladyum tarihsel olarak platinumun üzerinde işlem görürdü; bu durum, benzinli araçlarda kullanılan katalizörlere olan talep fazlasından besleniyordu. Paladyum, esas olarak benzinli motorlarda egzoz arıtma işlevi gören üç yollu katalitik dönüştürücülerin temel bileşeni iken platinum, dizel egzoz sonrası işlemde tercih edilen metal konumundaydı. Ancak Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği'nin (ACEA) verilerine göre dizel kayıtları 2025'te yüzde yirmi dört oranında daha azaldı. Bu çöküş, paladyuma olan talep üzerinde yapısal bir baskı oluştururken platinuma yönelik talebi yeniden canlandırdı.
Haziran 2026 ortasında paladyum spot fiyatı ons başına 1.200 ila 1.260 dolar bandında dalgalanırken platinum, 2025 yılının ikinci yarısından itibaren güçlü bir yükseliş trendi izledi ve 1.900 dolar düzeyini test etti. Investingnews.com verilerine göre platinum fiyatı 2025'in son çeyreğinde yüzde doksan üzerinde değer kazandı; aynı dönemde paladyum da yüzde seksen üç artmakla birlikte platinum'un gerisinde kaldı. Metal araştırma şirketi Johnson Matthey'in Mayıs 2025 tarihli raporuna göre platinum-paladyum paritesi, uzun yıllar sonra ilk kez platinumun kalıcı olarak öne geçtiğine işaret eden bir seviyeye ulaştı.
Paladyumun katalizör pazarındaki payı 2025 itibarıyla yüzde kırk dördü korusa da platinum, ikame dinamikleriyle bu pastadan pay almaya devam ediyor.
Arz cephesinde tablo daha da girift. Rusya ve Güney Afrika, küresel paladyum üretiminin dörtte üçünden fazlasını karşılıyor. Bu konsantrasyon, jeopolitik kırılganlığı doğrudan fiyata yansıtıyor. Sprott Asset Management analistleri, Rus arzına ilişkin belirsizliklerin 2025'te paladyum fiyatlarını destekleyen önemli bir etken olduğunu vurguladı. Öte yandan platinum üretiminin de büyük bölümü Güney Afrika'dan geliyor; dolayısıyla her iki metal de benzer arz risklerini barındırıyor. Bu yapı, talep eğrisindeki değişimin arz tarafındaki kırılganlıklarla örtüştüğü bir ortamda portföy çeşitlendirmesini zorlaştırıyor.
Otomotiv üreticileri, fiyat farkı belirli bir eşiği aştığında katalizör formülasyonlarında bir metali diğerinin yerine kullanabilme esnekliğine sahip. Auronum'un sektör analizine göre bu ikame dinamiği, 2022-2024 döneminde paladyum fiyatlarının platinumun çok üzerinde seyrettiği dönemde üreticileri platinuma yöneltti. CME Group'un araştırmasına göre elektrikli araç sübvansiyonlarının geri çekilmesi, hibrit araçlara olan talebi destekledi; bu da kısa vadede paladyum talebini kısmen canlı tuttu. Bununla birlikte, yapısal dizel düşüşünün yarattığı talep kaybı kısa vadeli bu sübvansiyon etkisini zaman içinde aşıyor.
Piyasalardaki bu yeniden dengelenme, portföy stratejisi açısından birkaç kritik soru doğuruyor. Birincisi, dizel düşüşü yapısal mı yoksa konjonktürel mi? ACEA verileri, düşüşün yavaşlamak bir yana hızlandığına işaret ediyor; bu da trendi yapısal kılıyor. İkincisi, hibrit ve yakıt hücreli araçlardaki platinum kullanımı, dizel kaybını telafi edebilir mi? Sprott ve Investingnews analistleri, hidrojen yakıt hücresi teknolojisinin uzun vadede platinuma önemli bir talep kapısı açabileceğini değerlendiriyor; ancak bu teknolojinin ticarileşmesi henüz erken aşamada. Üçüncüsü ise Güney Afrika'daki madencilik koşulları ve Rus arz kısıtlarının her iki metalin fiyatını ani ve derin biçimde etkileyebileceği gerçeği, spekülatif pozisyon yerine uzun vadeli fiziksel varlık ya da vadeli işlem stratejilerini ön plana çıkarıyor.
Türkiye'de değerli metal yatırımı büyük ölçüde altın merkezli seyrediyor; bununla birlikte kurumsal yatırımcıların ve yüksek net değerli bireylerin giderek artan bir ilgiyle emtia piyasasını izlediği görülüyor. Dolar bazlı paladyum ve platinum ürünlerine erişim yerli borsada sınırlı kalırken Borsa İstanbul bünyesindeki kıymetli madenler piyasası platinum sözleşmesi imkanı sunuyor. Kur oynaklığının dönemlere göre ciddi ölçüde değer kazandırıp kaybettirebildiği hatırlatıldığında, bu tür emtia pozisyonlarının döviz koruması stratejisiyle bütünleşik değerlendirilmesi gerektiği açık. Uzun vadeli ufukta dizel'in sürekli küçülen payı ve platinumun hem hidrojen ekonomisindeki hem de mücevher sanayiindeki rolü, dengeli bir bakış açısı için göz ardı edilemeyecek değişkenler olarak öne çıkıyor.
■ MİZAN HABER