
Fiyat Düşerken Rekor Alım: Merkez Bankaları Çeyrekte 289 Ton Altın Aldı
Altın on yılın en sert çeyreklik değer kaybını yaşarken merkez bankaları net 289 ton alım yaptı. Yıllık bazda yüzde 62 artış, serinin en güçlü ikinci çeyreği anlamına geliyor.
Japonya Merkez Bankası politika faizini 1995'ten bu yana görülmemiş bir seviyeye taşıdı. Ancak piyasa tepkisi, bekleneni vermedi: Borsa yükseldi, yen ise güçlenmeyi reddetti.

Japonya Merkez Bankası (BOJ), 16 Haziran 2026'da politika faizini 25 baz puan artırarak yüzde 1,00 düzeyine taşıdı. Karar, 7'ye karşı 1 oyla alındı ve faizi 1995'ten bu yana en yüksek seviyesine çıkardı. Birleşik beklentilerle örtüşen bu adım, başlangıçta piyasalarda sert bir sarsıntı yaratacağı öngörülmüştü. Gerçek ise çok daha ince bir tablo ortaya koydu: Nikkei 225 kararın hemen ardından yüzde 0,46 yükseldi, yen ise dolar karşısında 160,22 bandında yatay seyrederek güçlenmeyi bir kez daha erteledi.
BOJ, 2016'dan bu yana sürdürdüğü negatif faiz politikasını ve ardından gelen sıfır faiz dönemini geride bırakarak para politikasını adım adım normalize etmektedir. Aralık 2025'teki 75 baz puanlık artışın ardından gelen bu son hamle, bankanın yıllık enflasyonun hedef bandının üzerinde kalmaya devam ettiği ve ücret artışlarının yapısal bir ivme kazandığı ortamda harekete geçtiğini ortaya koyuyor. CNBC'nin aktardığına göre BOJ, enflasyon baskısının kalıcı olduğunu ve politika normalleşmesinin sürdürülmesi gerektiğini teyit etti. Yönetim kurulunun tek muhalif ismi Toichiro Asada, büyüme risklerini öne sürerek karşı oy kullanan tek üye oldu.
Geleneksel beklenti, artan faizlerin hisse senetleri üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturduğu yönündedir. Ancak Nikkei 225, kararın hemen ardından yükselerek 70.000 puanın üzerine kısa bir süre için dokundu. Bu tablonun ardında üç temel dinamik yatıyor. Birincisi, kararın piyasalar tarafından çoktan fiyatlandırılmış olması: Nikkei analiz platformu IG International'a göre yatırımcılar bu artışı haftalar öncesinden beklentilerine dahil etmişti. İkincisi, BOJ'un tahvil alım programını hafifçe yumuşatması, uzun vadeli getiriler üzerindeki baskıyı sınırladı. Üçüncüsü, İran'la müzakere sürecine ilişkin haberler petrol fiyatlarını aşağı çekerek ithalat maliyetlerine dair kaygıları bir miktar hafifletti. OANDA'nın MarketPulse platformuna göre kademeli bir sıkılaştırma döngüsü, Nikkei'de büyük bir düzeltme tehlikesi yaratmıyor; bilakis şirket bilançolarına olan güveni pekiştirebilir.
Japonya, 73 milyar doların üzerinde döviz müdahalesi gerçekleştirdi. Ardından faizi 31 yılın en yüksek seviyesine çekti. Yen ise 160 bandından ayrılmadı.
Faiz artışının yenin değerini kalıcı biçimde destekleyip desteklemediği sorusu, analistlerin en çok kafa yorduğu mesele olmaya devam ediyor. Haziran 2026 itibarıyla USDJPY paritesi 160 civarında seyrediyor. Japonya Maliye Bakanlığı'nın Nisan ayından bu yana 73 milyar dolar civarında döviz müdahalesi gerçekleştirdiği bilinmekle birlikte bu girişimler kalıcı bir yen güçlenmesi üretmekte yetersiz kaldı. CNBC'nin aktardığı verilere göre bunun arkasındaki temel neden faiz makas farkı: 10 yıllık Japon Devlet Tahvili getirisi yüzde 2,64 seviyesinde kalırken 10 yıllık ABD Hazine tahvili getirisi yüzde 4,45 civarında seyrediyor. Bu açık, carry trade pozisyonlarının tasfiyesini ekonomik olmaktan çıkarıyor. Yatırımcılar düşük maliyetle yen borçlanmaya ve yüksek getirili dolar varlıklarına yatırım yapmaya devam ediyor.
Yen üzerindeki baskının salt faiz makas farkından ibaret olmadığını vurgulamak gerekiyor. Japonya'nın enerji ithalat bağımlılığı, özellikle İran gerilimiyle yükselen ham petrol fiyatları göz önüne alındığında, dolar alımlarını zorunlu kılmaya devam ediyor. Bu yapısal dışa bağımlılık, para birimini faiz kararlarından bağımsız biçimde aşağı yönlü riske açık tutuyor. Bir diğer hassas nokta ise siyasi boyut: Başbakan Sanae Takaichi yönetiminin yeniden enflasyoncu bir politika anlayışını benimsediği ve para politikasında sıkılaşmaya ihtiyatlı yaklaştığı değerlendiriliyor. Bu atmosfer, BOJ'un bağımsızlığını ne ölçüde koruyabileceği sorusunu yeniden gündeme taşıyor. The Japan Times'a göre Haziran toplantısı öncesinde piyasanın büyük çoğunluğu bu adımı neredeyse kesinleşmiş kabul etmişti; bu da siyasi baskının bu kez faiz kararını geciktirip geciktirmediğini sorgulatıyor.
BOJ'un sonraki adımları, büyük olasılıkla ücret görüşmeleri mevsimi olan Mart 2027 Shunto müzakerelerinin sinyallerine ve Fed'in faiz indirim takvimine kilitlenecek. TradingKey'in aktardığı tahminlere göre BOJ'un 2026-2027 döneminde kademeli artış patikasını sürdürmesi, faiz makas farkını daraltabilir ve orta vadede yeni desteğini pekiştirebilir. Ancak bunun gerçekleşmesi için ABD getirilerinin aşağı gelmesi ya da Japonya getirilerinin belirgin biçimde yukarı çıkması gerekiyor. Nikkei açısından ise asıl tehlike, ani ve agresif bir normalleşme senaryosu. Carry trade pozisyonlarının hızlı tasfiyesi, Ağustos 2024'te yaşanan sert düzeltmeyi hatırlatacak biçimde küresel risk iştahını baskılayabilir. Bu nedenle BOJ'un kademeli ve öngörülebilir bir iletişim politikası izlemesi, piyasa istikrarının birincil güvencesi olmaya devam ediyor.
■ MİZAN HABER