
Fiyat Düşerken Rekor Alım: Merkez Bankaları Çeyrekte 289 Ton Altın Aldı
Altın on yılın en sert çeyreklik değer kaybını yaşarken merkez bankaları net 289 ton alım yaptı. Yıllık bazda yüzde 62 artış, serinin en güçlü ikinci çeyreği anlamına geliyor.
Fon, enerji maliyetleri ve 2025'te beklentinin altında kalan büyümenin gölgesiyle Türkiye'nin 2026 tahminini yüzde 4.2'den yüzde 3.4'e indirdi. Yatırımcılar pozisyonlarını yeniden değerlendiriyor.

Uluslararası Para Fonu, Nisan 2026'da yayımlanan Dünya Ekonomik Görünümü raporunda Türkiye'nin yıllık büyüme tahminini yüzde 4.2'den yüzde 3.4'e geriye çekti. Kurum, bu revizyonun arkasından iki temel gerekçenin yattığını açıkladı: 2025'te gerçekleşen büyümenin öngören rakamlardan belirgin şekilde aşağı kalması ve artan enerji fiyatlarının ithalata bağımlı Türk ekonomisi üzerinde yaratmaya devam eden ağırlık. Revizyon, Nisan ayının ortasında yayınlanan ve başlığa 'Savaş Gölgesi'ni taşıyan raporda yer alırken, küresel tabloda Orta Doğu'daki çatışmanın emtia fiyatlarını yeniden yukarı ittiğine dair kaygıler da ana eksene oturdu.
Ocak 2026'da IMF, Türkiye için 2025 yılı büyümesini yüzde 4.1 olarak tahmin ediyordu. Ancak Mart ayında Türk istatistik kurumunun açıklanan veriler, gerçek büyümeyi yüzde 3.6'da gösterdi. Bu sapma, 2026 tahminine doğrudan yansı di: Fon, yüzde 4.2 olan önceki projeksiyonunu seksen baz puan aşağı çekerken 2027 tahmini de yüzde 4.1'den yüzde 3.5'e revize edildi. IMF'nin 2026 tahvil piyasası çapraz tabloları, enflasyonun yıl sonunda yüzde 28.6 ile sınırlanacagini, işsizsizligin ise yüzde 8.3 düzeyde seyredeceğin i öngöriyor. Cari açık, GSYiH'nin yüzde 2.8'i olarak projeksiyona yansıdı.
Revizyon, yalnızca Türkiye'ye özgü bir değerlendirme değil. IMF, küresel emtia ithalatçısı gelismekte olan ekonomilerin en fazla hasar gören taraf olduğunu vurguluyor. Türkiye bu profilde özel bir ağırlık taşıyor: Net enerji ithalatçısı konumunda olman, yüksek petrol ve doğalgaz fiyatlarına özel bir hassasiyet yaratır. Üretici maliyetleri yükseliyor, dış ticaret dengesi zorlanma altına giriyor ve dezenflasyon süresini yavaşlatabilecek maliyet-itimli bir enflasyon baskısı tekrar sahneye çıkıyor. Nitekim IMF'nin tahminlerinde enflasyonun 2026 sonu için yüzde 28.6 projeksiyonu, bazı piyasa oyuncularının beklediğinden daha temkinli bir seyri işaret ediyor.
IMF'nin Türkiye için 2026 büyüme tahmini yüzde 4.2'den yüzde 3.4'e indi; enerji fiyatları ve 2025'te beklentiyi karan performans iki temel etken olarak one çıktı.
Revizyon haberi piyasa tarafında ani bir satıştirma yaratmadı; ancak getiri eğrisinde gözlemlenen hareketlilik, yatırımcı camiasının pozisyonlarını sessiz sedasız yeniden biçtimlendirdigine işaret ediyor. Nisan ayında yüzde 33.77 seviyesinde seyreden 10 yıllık Türk tahvil getirileri, piyasanın hala yüksek reel faizi cazip gördüğünün göstergesi. Özellikle yıl başındaki süreçte altın ve carry trade ağırlığı taşıdığından bilinen yabancı fonlar, 2026'nin ilk haftalarında Türkiye içerisinde 3.5 milyar dolarlık tahvil alım bloku gerçekleştirmislerdi. Bu tablo, yabancı yatırımcı güveninin kismi olarak yeniden tesis edildiğini ortaya koyuyor. Oysa secinilmis haftalar incelendiğinde, devlet tahvillerindeki pozisyonun yıl içinde yaklaşık 1.4 milyar dolar net satışa dönüştüğü görülmekte, bu da küresel emtia baskısı ve IMF revizyonu gibi günde yer alan gelişmelerin üzerine kurulu daha dikkatli bir risk yaklaşımınsin işareti olarak değerlendiriliyor.
Belki de en dikkat çekici gelisme, yabancı fonların devlet kağıdı ile özel sektör tahvili arasında çizilen ayrışmada kendini gösteriyor. Küresel kalkınma kurumlarının desteklegi şirket ihracı programlari ve seçimli değerli kredi profillerine odaklanan fonlar, devlet kağıdına göre daha dirençli bir talep ortamı yaratır durumda. Hazine'nin 2025 boyunca uluslararası piyasalardan yüzde 6.35-6.90 aralığında fiyatlanan toplam 13 milyar dolarlık ihraç gerçekleştirmiş olması, dışın finansmanda yapinin sağlamlaştıgini gösteriyor. Ancak analistlere göre yeni IMF revizyonu ve büyüyen enerji maliyeti kaygıları, devlet tahvili spreadlerinin önce duraksayacagina, ardından kismli bir genişleme kaydedebilecegine dair beklentiyi gündeme taşıdı.
IMF tahminlerindeki inişler ve çıkışlar, geçmiş iki yılın tablo sini da açıkça ortaya koyuyor: 2025 Ekim'inde yüzde 3.7'ye yükselen revize tahmin, yaklaşık altı ay içinde yüzde 3.4'e indi. Bu oynaklıl, yatırımcı güveninin henüz koktasi sağlamaya kavuşmadığı bir dönemde zeminlerin ne denli kaygan olduğunu gösteriyor. Dezenflasyon izinin süredurur olması, Merkez Bankası'nın faiz indirim takvimini ihtiyatlı sürdürmesi ve enerji ithalat faturasını azaltacak yapılı adımların atılması, 2026'nin ikinci yarisi için getiri eğrisinin aşağı dönmesi açısından belirleyici göstergeler olarak one çıkıyor. Sovereign CDS spredinin 210 baz puanın altında seyretmesi, ciddi düzeltme baskısının önceden fiyatlanmış olabileceğin i düşündürüyor; bu da tahvil piyasasına yönelik kademelreli bir pozitif ayrışmaya kapı aralayabilir.
■ MİZAN HABER