
Fiyat Düşerken Rekor Alım: Merkez Bankaları Çeyrekte 289 Ton Altın Aldı
Altın on yılın en sert çeyreklik değer kaybını yaşarken merkez bankaları net 289 ton alım yaptı. Yıllık bazda yüzde 62 artış, serinin en güçlü ikinci çeyreği anlamına geliyor.
Uluslararası kredi notundaki art arda yükseltimler ve ortodoks para politikasının sürdürülmesi, Türkiye'nin egemen tahvil spread'ini kritik bir eşiğin altına çekti. Hazine bu pencereyi kullanarak hem vadeli hem de görece ucuz dış kaynak temin ediyor.

Türkiye'nin uluslararası piyasalarda ihraç ettiği döviz cinsinden tahvillerde ABD Hazine kağıtlarına olan spread'i, 2026 yılının ikinci çeyreği itibarıyla 250 baz puanın altına geriledi. Bu düzey, son birkaç yılın en sıkışık marj aralığına karşılık geliyor ve piyasa katılımcılarının Türkiye'ye yönelik risk algısındaki köklü dönüşümü somut biçimde yansıtıyor. Hazine ve Maliye Bakanlığı bu olumlu konjonktüru aktif olarak değerlendiriyor; yıl başından bu yana gerçekleştirilen uluslararası tahvil ihraçlarının toplamı 13 milyar dolar hedefine yakın seyrediyor.
Spread daralmasının ardında birkaç ayrı etken bir arada çalışıyor. Moody's, Türkiye'nin uzun vadeli yabancı para kredi notunu B1'den Ba3'e yükselterek görünümü 'pozitif'ten 'durağan'a çekti. Kuruluş, bu kararın gerekçesinde merkez bankasının dezenflasyon sürecine sıkı sıkıya bağlılığını ve ekonomik dengesizliklerin giderek azalmasını öne çıkardı. Paralel bir süreç olarak uluslararası yatırımcıların Türkiye'ye tahsis ettiği pay, özellikle yüksek getirili gelişmekte olan piyasalar sepetinde kayda değer biçimde genişledi. Reuters'ın aktardığı piyasa verilerine göre bazı ihraçlarda başlangıç fiyat rehberinden 30 ila 40 baz puana kadar iyileştirme sağlanabildi; bu, talep derinliğinin işareti olarak okunuyor.
2026 yılı dış finansman programı kapsamında Hazine, uluslararası sermaye piyasalarından 13 milyar dolarlık kaynak sağlamayı hedefliyor. Bu rakam önceki yıllara kıyasla temkinli bir düzeyde tutuluyor; bununla birlikte spread'in 250 baz puanın altında seyretmesi, ihraçların hem maliyetini hem de vade yapısını olumlu etkiliyor. 10 yıl ve üzeri vadeli kağıtlarda bile borçlanma penceresinin açık kaldığı gözlemleniyor; bu uzun vadeli fonlama kapasitesi Türkiye için yapısal bir kazanım niteliği taşıyor. Bloomberg verilerine göre yılın ilk yarısında tamamlanan ihraçlarda ortalama vade beş yılın üzerine çıktı.
Spread'in 250 baz puanın altına sarkması yalnızca bir fiyat verisi değil; uluslararası yatırımcının Türkiye hikayesine bakışının değiştiğinin tescili.
Eurobond spread'i ile paralel hareket eden 5 yıllık kredi temerrüt takası (CDS) primi de son bir yılda belirgin biçimde geriledi. CDS, yatırımcıların ikincil piyasada Türkiye riskine yönelik koruma satın aldıkları en likit araç olma özelliğini koruyor ve spread hareketleri için öncü bir gösterge işlevi görüyor. Nitekim birincil piyasada son ihraçlarda oluşan fiyatların, CDS eğrisiyle daha tutarlı bir hizalanma sergilediği dikkat çekiyor. Bu durum hem fiyat keşfinin olgunlaştığını hem de piyasanın derinleştiğini işaret ediyor.
Olumlu tablonun bazı çekincelerle birlikte okunması gerekiyor. Her şeyden önce spread daralması kısmen küresel bir fenomen: Gelişmekte olan piyasalar genelinde risk iştahının güçlü seyretmesi, Türkiye'ye özgü iyileşmenin ne kadarını gerçekten temsil ettiğinin ayrıştırılmasını güçleştiriyor. Öte yandan Fitch, Türkiye'nin kredi notunu BB- düzeyinde 'durağan' görünümle tutmaya devam ediyor; yatırım yapılabilir seviyeye olan mesafe hala birkaç kademe. Financial Times'ın gelişmekte olan piyasalar yazarları, Türkiye için eşiğin 'not değil davranış' olduğunu vurgulayarak para politikası duruşunda herhangi bir sapmanın spreadleri hızla geri açabileceğini hatırlatıyor. Enerji ithalatına bağımlı cari açık yapısı da dış borç çevrimindeki kırılganlığı canlı tutuyor.
Kurumsal yatırımcılar açısından mevcut konjonktür, hem temettü hem de risk yönetimi açısından dikkatli bir yeniden değerlendirmeyi zorunlu kılıyor. 250 baz puana yakın seviyedeki spread, Türkiye'yi pek çok benzer notlu ülkenin önünde konumlandırıyor; bu durum göreli değer arayan sabit getirili fonların dikkatini çekiyor. Bununla birlikte kaldıraçlı pozisyon açmak yerine uzun vadeli temelden hareket eden yatırımcıların çok daha güçlü duruşta olduğu görülüyor. Hazine'nin ihraçları tamamladıktan sonra yeniden fiyatlayan kağıtlarına bakıldığında, ikincil piyasadaki performansın birincil fiyatın üzerinde kapandığı birkaç örnek dikkat çekiyor; bu da marjinal alıcının iyi fiyatladığının bir göstergesi. Zawya'nın aktardığı piyasa beklentileri, 2026 boyunca bu olumlu eğilimin sürebileceğini öngörüyor; ancak bunun için hem küresel faiz ortamının hem de Türkiye'nin iç denge göstergelerinin istikrarını koruması gerekiyor.
Spread'in 250 baz puanın altına gerilemesi, Türkiye ekonomisinin sıkı para politikası çıpasına bağlılıkla elde ettiği güvenilirlik kazanımının uluslararası piyasalardaki yansıması. Hazine bu pencereyi hem fiyat hem de vade açısından verimli kullanıyor. Bununla birlikte asıl test, bu seviyeleri sürdürmek ve ardından yatırım yapılabilir nota taşımak olacak. Kredi notu kuruluşlarının sıradaki değerlendirme döngüsünde verdiği sinyaller, spreadin gidişatı ve dolayısıyla Türkiye'nin dış borçlanma maliyetinin yapısı üzerinde belirleyici olmaya devam edecek.
■ MİZAN HABER