
Fiyat Düşerken Rekor Alım: Merkez Bankaları Çeyrekte 289 Ton Altın Aldı
Altın on yılın en sert çeyreklik değer kaybını yaşarken merkez bankaları net 289 ton alım yaptı. Yıllık bazda yüzde 62 artış, serinin en güçlü ikinci çeyreği anlamına geliyor.
Orta Doğu'daki savaşın yatışma sinyalleriyle risk iştahı Türk lirasına döndü. Carry trade büyüklüğü savaş sonrası ilk kez 50 milyar doları geçerken, TCMB rezervleri bir yılın dibinden tek haftada yaklaşık 5 milyar dolar artışla 157,1 milyar dolara yükseldi. Yabancı yatırımcı beş hafta aradan sonra borsada yeniden net alıcı oldu.

Orta Doğu'da haftalardır piyasaları teyakkuzda tutan ABD-İsrail savaşının ateşkes ve müzakere beklentisiyle yatışmaya başlaması, sermaye akımlarının yönünü bir kez daha Türk lirasına çevirdi. AA, Reuters ve Bloomberg HT verilerine göre, jeopolitik risk priminin gerilemesiyle birlikte yabancı yatırımcı hem yüksek faizli lira pozisyonlarına hem de Borsa İstanbul'a geri dönüş yaptı. Tablo, kısa bir bekle-gör döneminin ardından gelişen ülke varlıklarına yönelik iştahın yeniden açıldığını gösteriyor.
Bloomberg HT ve Manşet Haber'in aktardığı hesaplamalara göre, 19 Haziran ile biten haftada lira cinsi yüksek getirili pozisyonlara, yani piyasa dilindeki carry trade'e tek haftada 7,4 milyar dolarlık net giriş gerçekleşti. Bu hareketle toplam carry trade büyüklüğü 50,1 milyar dolara ulaştı; söz konusu eşik savaş sonrası dönemde ilk kez aşılmış oldu. Yıl başından bu yana kümülatif giriş 61 milyar doların üzerine çıktı. Carry trade, kısaca düşük faizli para biriminden borçlanıp yüksek faiz veren bir para biriminde, bu örnekte lirada, konumlanarak faiz farkından getiri elde etme stratejisini ifade ediyor.
Savaşın gölgesinde duraksayan sıcak para, ateşkes sinyaliyle tek haftada 7,4 milyar dolarla geri döndü; carry trade büyüklüğü 50 milyar doları aşarak savaş öncesi seviyesini geçti.
Stratejinin yeniden cazip hale gelmesinin arkasında iki temel unsur var. Birincisi, TCMB'nin politika faizini yüksek tutmaya devam etmesi; ikincisi ise kurda görece istikrarın korunması. Bu iki koşul bir arada bulunduğunda, faiz farkı kur riskini telafi ettiği sürece yabancı yatırımcı için lira pozisyonu matematiksel olarak kazançlı kalıyor. Savaşın tırmandığı dönemde artan belirsizlik bu hesabı bozmuş, ateşkes beklentisi ise yeniden devreye sokmuş görünüyor.
Sermaye girişinin en somut yansıması Merkez Bankası rezervlerinde görüldü. Haber.döviz.com ve Ekonomi Gazetesi verilerine göre TCMB toplam rezervleri, 19 Haziran ile biten haftada yaklaşık 5 milyar dolar artarak 157,1 milyar dolara yükseldi. Rezervler bir önceki dönemde 152,1 milyar dolarla yaklaşık bir yılın en düşük seviyesine inmişti. Dolayısıyla tek haftalık toparlanma, hem akımın gücünü hem de Merkez Bankası'nın döviz biriktirme kapasitesinin yeniden işler hale geldiğini ortaya koyuyor.
Hisse senedi tarafında da benzer bir kırılma yaşandı. Son Mühür ve Mynet Finans'ın derlediği takas verilerine göre yabancı yatırımcı, beş hafta süren net satış serisinin ardından söz konusu hafta 465,7 milyon dolarlık net hisse alımı yaptı. Aynı dönemde tahvil tarafında 343 milyon dolarlık net satış görülmesi, akımın öncelikle hisse ve lira faizi odaklı olduğunu gösteriyor. Yıl başından bu yana yabancının net hisse alımı 2,05 milyar dolara ulaştı.
Akımı destekleyen faiz çıpası, 11 Haziran 2026 Para Politikası Kurulu toplantısında belirlendi. Bigpara ve Hürriyet'in aktardığına göre TCMB, politika faizini yüzde 37 düzeyinde sabit tuttu; gecelik borç verme faizi yüzde 40, gecelik borçlanma faizi yüzde 35,5 seviyesinde korundu. Merkez Bankası, Orta Doğu kaynaklı enerji fiyatı artışının enflasyondaki ana eğilimi yukarı çektiğini belirterek faiz indirim döngüsünü askıya aldığını duyurmuştu. Piyasa, sonraki üç PPK toplantısı için sırasıyla yüzde 37,00, yüzde 36,34 ve yüzde 34,72'lik faiz patikası fiyatlıyor.
Kur cephesinde tablo görece sakin. Bloomberg HT ve Genelpara verilerine göre dolar/TL, 27 Haziran sabahı 46,62 seviyesinde, gün içinde 46,49-46,63 bandında işlem gördü. Euro/TL ise 53,11 dolayında bulunuyor. TCMB Haziran Piyasa Katılımcıları Anketi'nde yıl sonu dolar/TL beklentisi 51,57'den 51,47'ye gerilerken, yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 28,94'ten yüzde 29,14'e yükseldi. Aynı ankette 2026 büyüme beklentisi yüzde 3,2'ye çekilirken cari açık tahmini 49,2 milyar dolar olarak kayda geçti.
Yüzde 37'lik faiz, görece sakin kur ve gerileyen jeopolitik risk: Carry trade'in yeniden hız kazanmasını sağlayan üçlü denklem şimdilik yerinde duruyor.
Akımın kalıcılığını test edecek ilk büyük sınav, 3 Temmuz Cuma saat 10.00'da TÜİK'in açıklayacağı Haziran enflasyon verisi olacak. Ekonomim'in aktardığı ekonomist anketinde aylık TÜFE için medyan beklenti yüzde 0,98; yani aylık enflasyonun yüzde 1'in altında kalması bekleniyor. Borsa İstanbul tarafında ise BIST 100, 26 Haziran kapanışında 14.259,75 puan seviyesinde, yıllık yaklaşık yüzde 53 getiriyle seyrediyor; endeks 11 Mayıs'ta gördüğü 15.204,92 puanlık zirvenin bir miktar altında bulunuyor. Enerji fiyatlarının seyri açısından Brent petrolün 74,20 dolara gerilemesi, enflasyon baskısı endişesini bir nebze hafifletiyor.
Analistler, beklentinin altında gelecek bir enflasyon verisinin faiz indirim döngüsünün yeniden başlayabileceği yönündeki algıyı güçlendireceğini, bunun da carry trade için kısa vadede bir geri sayım anlamına gelebileceğini hatırlatıyor. Çünkü faiz indirimi, lira pozisyonunun cazibesini belirleyen faiz farkını zamanla daralttığı ölçüde sıcak para için çıkış sinyali üretebilir. Tersine, beklentinin üzerinde bir veri faiz çıpasının daha uzun süre korunacağı beklentisini pekiştirir ve mevcut akımı destekler. Kısacası tek bir veri, hem rezerv toparlanmasının hem de borsadaki yabancı iştahının orta vadeli seyrini belirleyebilecek konumda.
Bu yazı yalnızca bilgilendirme amacı taşır ve yatırım tavsiyesi niteliği taşımaz. Carry trade akımları jeopolitik gelişmelere ve faiz beklentilerine karşı yüksek duyarlılığa sahiptir; ani yön değişimleri kur ve rezervlerde sert oynaklığa yol açabilir. Yatırım kararları, kişisel risk profili ve bağımsız danışmanlık çerçevesinde değerlendirilmelidir.
■ MİZAN HABER