
Fiyat Düşerken Rekor Alım: Merkez Bankaları Çeyrekte 289 Ton Altın Aldı
Altın on yılın en sert çeyreklik değer kaybını yaşarken merkez bankaları net 289 ton alım yaptı. Yıllık bazda yüzde 62 artış, serinin en güçlü ikinci çeyreği anlamına geliyor.
Hürmüz Boğazı'ndaki jeopolitik gerginlik ve OPEC+'ın üretim politikasındaki köklü değişim, ham petrolü kritik bir fiyat eşiğine taşıdı. Türkiye'nin enerji faturası bu denklemin tam ortasında.

Küresel enerji piyasaları 2026'nın ilk yarısını, birbirine zıt iki güçlü akıntının ortasında geçirdi. Bir yanda EIA ve büyük yatırım bankalarının uzun süredir öngördüğü yapısal arz fazlası; öte yanda Hürmüz Boğazı'nı fiilen kapatan jeopolitik şok. Bu iki kuvvetin çarpışması, Brent ham petrolü varil başına 95 dolar eşiğine taşırken piyasalara ciddi bir oynaklık mirası bıraktı.
Mart 2026 başında toplanan sekiz çekirdek OPEC+ üyesi (Suudi Arabistan, Rusya, Irak, BAE, Kuveyt, Kazakistan, Cezayir ve Umman) Nisan 2023'ten bu yana yürürlükte olan günlük 1,65 milyon varillik ek gönüllü kısıntıyı kademeli olarak sona erdirme kararı aldı. Reuters'in aktardığına göre grup, Nisan ve Mayıs aylarında aylık 206.000 varil, Haziran ve Temmuz'da ise 188.000 varil üretim artışına gitti. Bu tablo, son iki yılın kısıntı uzatma kararlarından köklü biçimde ayrışıyordu. Grubun yeni söylemi şu yönde özetlenebilir: 'Pazar payını arz disiplinine feda etmeyeceğiz.'
Üretim artışlarının fiyat üzerinde yaratabileceği baskı, Hürmüz Boğazı'ndaki fiili aksaklık nedeniyle büyük ölçüde bertaraf edildi. Küresel petrol ticaretinin yaklaşık yüzde yirmisinin geçtiği bu dar suyolundaki işlevsel kapanma, spot piyasada belirgin bir arz kaygısı yarattı. EIA'nın Haziran 2026 Kısa Dönem Enerji Görünümü raporu, bu koşullar altında yıllık Brent ortalamasını 95 dolar civarına çekti. J.P. Morgan 96 dolar, HSBC ise senaryo bazlı tahmininde 95 dolar rakamını kullandı. Bloomberg verilerine göre Haziran başında 100 dolara yaklaşan Brent, İslamabad Mutabakatı'nın 18 Haziran'da imzalanmasının ardından hızla geriledi ve 23 Haziran sabahı 76 dolar bandına indi.
EIA yıllık Brent ortalamasını 95 dolar olarak öngörüyor. Goldman Sachs ise gerginliğin tırmanması halinde 120 dolar senaryosunu masada tutuyor.
Jeopolitik gürültünün ardında yapısal bir tablo kendini gösteriyor. IEA verilerine dayanan piyasa analizleri, 2026 için küresel arz büyümesini günlük 2,1 milyon varil olarak işaretlerken talep artışının 800.000 varil bandında kalmasını öngörüyor. Bu açı farkı, günde 1 milyonu aşkın varillik bir teorik fazlaya işaret ediyor. Söz konusu fazlanın depolara yönelmesi ve fiyat üzerinde yapısal aşağı baskı oluşturması, pek çok kurumun 2026 sonu tahminlerini 70-80 dolar aralığında tutmasını açıklıyor. Barclays bu tabloyu Brent tahminini 2026 için 60 dolara indirerek fiyatlamasına yansıttı; rakam 2025 tahminindeki düzeltmeden daha sert.
Ham petrol ihtiyacının neredeyse tamamını ithalata bağımlı olan Türkiye için bu oynaklık salt enerji haberi değil; doğrudan makroekonomik bir risk. TÜİK ve Ticaret Bakanlığı verilerine göre Türkiye'nin 2025 enerji ithalat faturası 62,5 milyar dolar düzeyindeydi. Merkez Bankası'nın petrol fiyatı geçişkenliği çalışmaları, Brent'teki her 10 dolarlık kalıcı artışın cari açığa 4 ila 6 milyar dolar arasında ek yük bindirebileceğine işaret ediyor. Haziran'daki yüksek fiyat ortamı, ithalat faturasının baskılanması için piyasanın erken bir gerilemeye ihtiyaç duyduğuna dair sinyaller içeriyordu. Hürmüz Mutabakatı'nın ardından gerileyen Brent, Türkiye açısından geçici bir rahatlama penceresi açtı. Endeks24'ün aktardığına göre Türkiye, kriz döneminde alternatif kaynak arayışıyla nadir ABD ham petrolü alıcıları arasına girdi.
Piyasalar şu an üç olası yol üzerinden değerleme yapıyor. Birinci senaryo, Hürmüz'ün tam kapasiteye döndüğü ve OPEC+ artışlarının sürdüğü ortam: Bu tabloda Brent'in 70-75 dolar bandına yerleşmesi ve yapısal fazlanın fiyatlara yansıması bekleniyor. İkinci senaryo, jeopolitik gerilimin yeniden alevlenmesi ve boğaz trafiğinin tekrar aksaması: Goldman Sachs 120 dolar ve üzerini bu kanalda tarif ediyor. Üçüncü senaryo ise OPEC+'ın üretim artışını yavaşlatarak piyasaya sinyal vermesi ve fiyatın 85-95 dolar aralığında tutulması. Vadeli piyasalardaki volatilite premi ve opsiyon fiyatlamaları şu an ikinci ve üçüncü senaryoya ciddi bir olasılık biçiyor. Enerji yoğun sektörlerde faaliyet gösteren şirketler ile Türk ihracatçıların kur ve hammadde maliyet planlamasında bu oynaklık aralığını göz önünde bulundurması gerekiyor.
OPEC+'ın son iki yıldaki kısıntı uzatma kararları, grubun piyasayı idare etme kapasitesine dair güçlü bir sinyal taşıyordu. Ancak bu dönem, yapısal olarak farklı bir faza geçişe işaret ediyor. Grubun üretimi kısarken fedakarlık ettiği pazar payını geri alma isteği ile üye ülkelerin bütçe dengesi için ihtiyaç duyduğu fiyat seviyesi arasındaki gerilim, 2026 karar alma süreçlerini daha karmaşık hale getiriyor. BloombergHT'nin aktardığına göre Goldman Sachs, OPEC+'ın yeni politika çerçevesini gerekçe göstererek 2025 ve 2026 Brent tahminlerini 2-3 dolar aşağı revize etti. Bu revizyon hem analistlerin gruba duyduğu güvenin sorgulandığına hem de piyasanın kendi denge fiyatını test etmeye hazırlandığına işaret ediyor.
■ MİZAN HABER