
Ulaştırma Yüzde 30,83: Petrolün Faturası Sepete Yansıyor
Ulaştırma grubu Temmuz'da yıllık enflasyona 5,22 puan katkı yaptı. Brent petrolün 90 doları aşması, kalemin Ağustos verilerinde de baskı yapacağına işaret ediyor.
Türkiye, 2025 yılında toplam ihracatta tarihi zirveye ulaşırken AB ile ikili ticaret hacmi de 217 milyar euroyu aştı. Ancak asıl soru, bu ivmenin kurumsal bir çerçeveye oturtulup oturtulmayacağı.

Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerine göre 2025 yılı mal ihracatı, bir önceki yıla kıyasla yüzde 4,4 artarak 273 milyar 361 milyon dolara yükseldi. Hizmet ihracatı dahil edildiğinde bu rakam 396 milyar dolara yaklaşıyor. Tarihsel eşikler geride kalırken tablonun en dikkat çekici boyutu, ihracat artışının önemli bir bölümünün AB pazarından beslenmesi. Anadolu Ajansı verilerine göre Türkiye'nin AB ülkelerine yönelik mal ihracatı 2025'te yaklaşık 99,4 milyar dolara ulaştı; bu rakam, toplam dış satımın yüzde 36'sına denk geliyor. Oysa aynı dönemde Gümrük Birliği'nin modernizasyon müzakereleri, teknik ilerlemeye karşın siyasi tıkanıklığını sürdürüyor.
Avrupa Komisyonu'nun Mayıs 2026 tarihli ticaret veri sayfasına göre Türkiye ile AB arasındaki ikili ticaret hacmi 2025'te 217,6 milyar euroyu aştı. AB'nin Türkiye'ye ihracatı 114,3 milyar euro, AB'nin Türkiye'den ithalatı ise 103,3 milyar euro olarak gerçekleşti. Bu tablo, yaklaşık 10,8 milyar euro tutarında bir ticaret fazlasının AB lehine oluştuğunu gösteriyor. Türkiye'nin AB karşısındaki açık, ihracat yapısının sektörel bileşimiyle doğrudan ilişkili: motorlu taşıtlar, makine ve elektrikli teçhizat her iki tarafın da listelerin başında tuttuğu kalemler olmayı sürdürüyor.
Sektörel ayrışma incelendiğinde otomotiv ihracatının 2025'te 41,5 milyar dolarlık seviyeyle Cumhuriyet tarihi boyunca kaydedilen en yüksek değere ulaştığı görülüyor. Üretilen araçların yüzde 70'inden fazlası Avrupa pazarına yönlendirildi. Savunma sanayi, tekstil ve kimyasallar da çeşitlenen ihracat sepetinin diğer bileşenlerini oluşturuyor. Almanya, 22,2 milyar dolarlık dış satımla yılın en büyük hedef ülkesi konumundaki yerini korudu. Türkiye aynı dönemde AB'nin 5. büyük ticaret ortağı sıralamasını da sürdürdü.
AB ile ikili ticaret hacmi 217 milyar euroyu aşarken Gümrük Birliği'nin kapsamadığı hizmetler, tarım ve kamu ihaleleri alanında rekabet dezavantajı derinleşiyor.
1995 yılında yürürlüğe giren Gümrük Birliği anlaşması, bugün itibarıyla AB'nin tek pazarında gerçekleştirdiği yeşil ve dijital dönüşümü kapsamıyor. Birliğin üçüncü ülkelerle müzakere ettiği yeni nesil serbest ticaret anlaşmaları tarım, hizmetler, e-ticaret, yatırım ve kamu ihalelerini kapsarken Türkiye'nin mevcut statüsü bu alanlarda sistematik bir dışarıda bırakılmayı sürdürüyor. Ticaret Bakanlığı verilerine göre 29 sorunlu alanın 15'i üzerinde teknik uzlaşı sağlanmış olsa da biçimsel müzakere yetkisi AB Konseyi'nin oybirliğini gerektiriyor. Yunanistan ve Kıbrıs'ın muhalefeti bu eşiği aşmayı güçleştiren yapısal bir engel olmayı sürdürüyor.
Şubat 2026'da AB Genişleme Komiseri Marta Kos ile Dışişleri Bakanı Hakan Fidan arasındaki Ankara görüşmesinin ardından iki taraf, Gümrük Birliği'nin modernizasyonuna zemin hazırlamak üzere çalışmayı sürdürme iradesini ortaklaşa dile getirdi. Türkiye Bugün'ün haberlerine göre karşılıklı rekabet edebilirlik ve ekonomik güvenlik vurgusu öne çıkarılırken Nisan 2026'da Bakan Fidan, üyelik süreci ve Gümrük Birliği müzakerelerindeki ilerleme eksikliğini açıkça eleştirdi. AB Konseyi'nden resmi müzakere yetkisi çıkmadan sürecin somut bir takvime oturması güç görünüyor.
1 Ocak 2026 itibarıyla tam uygulama aşamasına geçen AB Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM), Türkiye ihracatçıları için önemli bir maliyet kalemi yaratıyor. Çelik, alüminyum, çimento ve gübre, en fazla etkilenecek sektörler olarak öne çıkıyor. SHURA Enerji Dönüşüm Merkezi'nin hesaplamalarına göre Türkiye'nin bu kalemlerdeki AB ihracatı 2022 yılında yaklaşık 19 milyar euroyu buluyordu; bu tutar toplam ihracatın yüzde 8'ine karşılık geliyordu. Türkiye'nin Temmuz 2025'te yürürlüğe giren İklim Kanunu, bir Emisyon Ticaret Sistemi'nin (ETS) yasal zeminini kurdu; ancak başlangıç aşamasında ücretsiz tahsislerin sürdürülmesi, ihracatçıların SKDM'yi mahsup edecek yeterli karbon bedeli beyan edememesi anlamına geliyor. Bir güncelleme çerçevesi içinde müzakere edilecek yeşil uyum hükümleri, bu maliyeti doğrudan azaltma potansiyeli taşıyor; bu nedenle iş dünyası modernizasyonun salt ticari bir mesele olmadığını, aynı zamanda stratejik bir rekabetçilik meselesi olduğunu vurguluyor.
Güncel tablo, Türkiye'nin ihracat kapasitesinin fiilen büyüdüğünü ancak bu büyümenin kurumsal bir çerçeveden yoksun sürdüğünü ortaya koyuyor. Gümrük Birliği'nin yeni nesil bir anlaşmaya dönüşmesi halinde tarım ve hizmet ihracatının büyüme potansiyeline ek olarak doğrudan yatırım kararlarının da yeniden fiyatlanması bekleniyor. Nitekim DEİK'in iş dünyasına yönelik araştırmaları, küresel şirketlerin Türkiye'yi AB'ye erişim merkezi olarak değerlendirme potansiyelini Gümrük Birliği'nin kapsamıyla doğrudan ilişkilendirdiğini gösteriyor. Müzakere takvimi belirsizliğini korurken portföy yöneticileri bu belirsizliği, fiyatlanmamış bir seçenek olarak değerlendirmeye devam ediyor.
■ MİZAN HABER