
Ulaştırma Yüzde 30,83: Petrolün Faturası Sepete Yansıyor
Ulaştırma grubu Temmuz'da yıllık enflasyona 5,22 puan katkı yaptı. Brent petrolün 90 doları aşması, kalemin Ağustos verilerinde de baskı yapacağına işaret ediyor.
Türkiye İstatistik Kurumu, 2025 yılının dördüncü çeyreğine ait GSYİH verisini yüzde 3,4 olarak açıkladı. Piyasa beklentilerinin altında kalan bu rakam, sabit yatırımların duraksaması ve kamu harcamalarının daralmasıyla şekillendi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı dördüncü çeyreğine ait gayri safi yurt içi hasıla büyümesini yüzde 3,4 olarak duyurdu. Piyasa konsensüsünün yüzde 3,8 ile yüzde 3,9 aralığında toplandığı düşünüldüğünde bu rakam, yatırımcılar açısından hafif ama dikkat çekici bir hayal kırıklığına yol açtı. Mevsimsel ve takvim etkisinden arındırılmış bazda ise çeyreklik büyüme üçüncü çeyrekteki yüzde 1,0'den yüzde 0,4'e geriledi. Tam yıl büyümesi ise yüzde 3,6 ile Orta Vadeli Program'ın yüzde 3,3'lük hedefini aştı. Ancak asıl tartışma, bu rakamın içindeki bileşen kırılımı üzerinde yoğunlaşmaktadır.
Dördüncü çeyrek verisini belirleyen iki temel bileşen, sabit sermaye yatırımları ile kamu tüketimi oldu. Sabit yatırımlar, yıllık bazda yüzde 5,4 artış kaydetmekle birlikte üçüncü çeyrekteki yüzde 11,5'lik ivmeyle kıyaslandığında tablonun belirgin biçimde zayıfladığını gösterdi. Çeyreklik düzeltilmiş karşılaştırmada ise yatırımlar eksi yüzde 0,3 ile fiilen küçüldü; önceki dönemde aynı kalem artı yüzde 3,7 genişleme kaydetmişti. Kamu harcamaları cephesinde durum daha da çarpıcı: Yıllık bazda eksi yüzde 0,9 ile daralan hükümet tüketimi, mevsim arındırılmış çeyreklik göstergede eksi yüzde 1,7'ye indi. Reuters, bu gelişmeyi mali sıkılaşmanın somut bir yansıması olarak değerlendirdi.
İç talepteki yavaşlamaya eşlik eden bir diğer belirleyici, dış ticaret bileşenindeki bozulmaydı. ING Research'ün analizine göre mevsim arındırılmış mal ve hizmet ihracatı, dördüncü çeyrekte eksi yüzde 4,5 ile sert bir gerileme yaşadı; üçüncü çeyrekte bu oran artı yüzde 2,7 olarak gerçekleşmişti. İthalat ise yüzde 3,8 artarak büyüdü. Bu dengesizlik, net ihracatın GSYİH katkısını eksi bölgeye çekti ve genel büyüme rakamını yukarı taşıyabilecek özel tüketim dinamizmini kısmen etkisizleştirdi.
Yıllık bazda yüzde 3,6 ile kapatılan 2025, program hedefinin üzerinde seyretse de dördüncü çeyreğin bileşen yapısı, 2026 için dikkatli bir büyüme okuması yapılması gerektiğine işaret ediyor.
Dördüncü çeyrek verisinin daha doğru değerlendirilebilmesi için TÜİK'in 2025 yılında hayata geçirdiği 'Ana Revizyon' sürecini anlamak gerekiyor. Kurum, bu çerçevede Avrupa Hesaplar Sistemi standartlarıyla uyumu derinleştirdi: e-fatura kayıtları, Sosyal Güvenlik Kurumu idarî verileri, Gelir İdaresi Başkanlığı ve BDDK kaynaklı bilgiler, ulusal hesaplara doğrudan entegre edildi. Ayrıca A-64 düzeyinde arz-kullanım tabloları yeniden hazırlandı. Yıllık seriler geriye dönük olarak metodolojik tutarlılık içinde revize edilirken çeyreklik seriler yeni yıllık tahminlere dayandırıldı. Anadolu Ajansı'nın aktardığına göre kurum, söz konusu sürecin uluslararası standartlarla uyumu artırdığını vurguladı.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın 2024'ten bu yana sürdürdüğü yüksek faiz politikası, büyüme ivmesinin yavaşlamasında yapısal bir rol oynadı. Kredi koşullarının sıkı seyretmesi, hane halkı tüketimindeki büyümenin bir bölümünü bastırırken sabit yatırım kararlarını da erteledi. BBVA Research, bu ortamda yüzde 3,6'lık tam yıl büyümesini 'zorlu koşullar altında elde edilmiş bir sonuç' olarak nitelendirdi. Gerçekten de enflasyonun yüzde 30'un üzerinde kalmaya devam ettiği bir dönemde bu büyüme oranını değer kaybı baskısından ayrıştırarak okumak, yatırımcılar açısından temel görev olmaya devam ediyor.
Dördüncü çeyrek verisinin kamuoyuyla paylaşılmasının ardından analistler odaklarını 2026 büyüme dinamiklerine kaydırdı. İş Bankası Ekonomi Araştırmaları biriminin değerlendirmesine göre ekonomide yavaşlama belirginleşmekte, ancak özel tüketim büyümenin ana taşıyıcısı olma özelliğini korumaktadır. FocusEconomics ise sabit yatırımların 2026'nın ilk yarısında toparlanıp toparlanamayacağını belirleyici bir parametre olarak öne çıkardı. Yatırımcıların takip etmesi gereken iki kritik değişken şunlar olacak: merkez bankasının faiz indirim takvimi ve emtia ithalat maliyetleri üzerindeki döviz kuru baskısı. Bu iki değişken, büyüme bileşenlerinin yeniden dengelenmesinde kilit rol oynayacak.
■ MİZAN HABER