Ekonomi

KKM Kapandı, Dolarizasyon Geriledi: Peki Tablo Kalıcı mı?

Kur Korumalı Mevduat sistemi fiilen tasfiye edildi ve TL mevduat payı yüzde 61'e yükseldi. Ancak bu dönüşümün yapısal bir kırılma mı yoksa politika bağımlı geçici bir denge mi olduğu, piyasa aktörleri arasında tartışılmaya devam ediyor.

Neslihan Aydemir· 5 dk okuma
KKM Kapandı, Dolarizasyon Geriledi: Peki Tablo Kalıcı mı?
Görsel: Aykhan Zayedzadeh (CC BY 4.0) · Wikimedia Commons

Türkiye'nin finansal tarihine küçük bir dipnot olarak girecek olan Kur Korumalı Mevduat sistemi, Ağustos 2025'te fiilen kapısına kilit vurdu. Zirve döneminde 140 milyar doları aşan bakiye, Aralık 2025 itibarıyla 300 milyon dolar düzeyine geriledi. TL mevduat payı ise toplam mevduat içinde yüzde 61'i aştı. Rakamlar, en azından görünürde, başarı hikayesini anlatıyor. Ama her başarı hikayesinin okunmamış bir sayfası olur.

KKM'nin Anatomisi: Nasıl Bitti?

Aralık 2021'de yüksek enflasyon ve döviz baskısı ortamında devreye giren KKM, özünde kamunun kur riskini üstlendiği bir mevduat mekanizmasıydı. Tasarruf sahipleri TL'de kalırken kur kayıplarına karşı güvence alıyor, Hazine ve Merkez Bankası ise bu güvencenin faturasını ödüyordu. Reuters ve Bloomberg'in aktardığı tahminlere göre bu düzeneğin toplam maliyeti 60 milyar doların üzerine çıktı. Merkez Bankası, 2023'teki normalleşme dönüşümünün ardından faiz artışlarını hızlandırırken KKM'den çıkışı da kademeli biçimde kurguladı. Zorunlu karşılık farklılaştırması, mevduat yenileme kısıtlamaları ve reel faizin pozitife dönmesi bu çıkışın üç temel mekanizmasını oluşturdu. Nihai tasfiye ise Ağustos 2025'te geldi.

Yüzde 61: Güçlü Görünen Ama Sorgulanması Gereken Bir Oran

TL mevduatın toplam mevduat içindeki payının yüzde 61'e ulaşması, 2021 yılındaki yüzde 42 düzeyiyle kıyaslandığında anlamlı bir düzelmeyi temsil ediyor. Ne var ki bu tablonun içine yakından bakıldığında bazı ince ayrımlar dikkat çekiyor. Söz konusu artışın önemli bir bölümü, döviz mevduatından TL'ye organik bir geçişten değil, KKM bakiyelerinin TL mevduata dönüştürülmesinden kaynaklandı. Bir başka deyişle, tercihin bir kısmı politika tarafından yönlendirildi. Anadolu Ajansı'nın aktardığı TCMB verilerine göre bu süreçte yabancı yatırımcıların TL varlıklara olan ilgisi de toparlandı. Ancak bu ilginin kur beklentisi ve carry trade motivasyonlarından bağımsız okunması güç.

TL mevduat payındaki yükseliş gerçek, ama bunun ne kadarı yapısal tercih değişimi, ne kadarı politika baskısının yarattığı geçici duraktır? Bu soruyu cevaplamak için enflasyonun tek haneli seviyelere inmesi gerekiyor.

Yapısal mı, Politika Bağımlı mı?

Türkiye'deki mevduat dolarizasyonunun dinamiklerini inceleyen akademik literatür, bu eğilimin yalnızca kur volatilitesiyle değil, enflasyon hafızası ve kurumsal güven ile de güçlü biçimde ilişkili olduğuna işaret ediyor. IMF'nin Şubat 2026'da yayımladığı Madde IV istişare raporunda Türkiye'nin döviz piyasasının sığlığı, yüksek dolarizasyon ve güçlü enflasyon geçişkenliğinin hala kırılganlık kaynağı olmaya devam ettiği vurgulandı. Merkez Bankası'nın Mayıs 2026 tarihli Finansal İstikrar Raporu da benzer bir ihtiyatlılıkla yaklaşarak reel faizin cazibesini koruyup koruyamayacağını belirleyici unsur olarak öne çıkardı. Enflasyonun hedef bölgeye kalıcı biçimde gerilemediği bir ortamda TL mevduatın cazibesini sürdürmesi, tasarruf sahibinin kur beklentisine karşı reel getiriyle ikna edilmesi anlamına geliyor. Bu denge kırıldığında dolarizasyonun geri döneceğine dair tarihsel örnekler mevcut.

Kurumsal Taraf: Şirketlerin Tutumu Belirleyici

Hanehalkı tasarrufları kadar önemli olan diğer boyut, kurumsal mevduat tercihidir. Türkiye'nin yüksek dışa açıklığı göz önüne alındığında ihracatçı ve ithalatçı şirketlerin döviz varlık tutma eğilimi, dolarizasyon endeksini doğrudan etkiliyor. KKM döneminde zorunlu dönüşüm mekanizmaları kurumsal kesimi TL'ye yöneltti. Ancak bu kitlenin portföy kararları, faiz arbitrajının yanı sıra çok daha geniş bir ticaret finansmanı ve kur yönetimi mantığıyla şekilleniyor. CFR (Council on Foreign Relations) analistleri Türkiye'nin kurumsal sektörünün bilanço risklerinin henüz yapısal çözüme kavuşmadığına dikkat çekiyor.

2026: Sürdürülebilirlik Testinin Yılı

Merkez Bankası'nın 2026 Para Politikası Metni, TL mevduat payının korunmasını öncelikli bir hedef olarak sürdürüyor. Faiz indirim süreci başladığında reel getirinin cazibesini ne ölçüde koruyacağı ise kritik soru olmaya devam ediyor. Enflasyonun tek haneli seviyelere indiği bir ortamda nominal faiz düşüşü mutlaka bir kırılmaya yol açmaz. Ama bu senaryo henüz gerçekleşmedi. Şu an itibarıyla TL mevduat payı 2022 dip seviyelerine kıyasla belirgin biçimde yüksek bir konumda seyrediyor. Bu tablo, disiplinli para politikasının ve KKM tasfiyesinin somut bir çıktısı. Ancak kalıcılık testini geçmek için enflasyonun beklentilerle birlikte inmesini, rezervlerin güçlü kalmayı sürdürmesini ve dış şokların yönetilebilir bir aralıkta kalmasını gerektiriyor. Yoksa yüzde 61 iyi bir başlangıç noktası olarak tarihe geçmekle yetinecek.

Yatırımcı İçin Çıkarım

Portföy yöneticileri ve kurumsal hazineler açısından mevcut tablo, TL varlıklara olan iştahı beslemekle birlikte tek taraflı bir rahatlamaya zemin hazırlamıyor. Carry trade motivasyonuyla girilmiş pozisyonların kırılgan olduğu, dolarizasyon dinamiklerinin henüz yapısal bir zeminde kalmadığı ve enflasyonun düşüş sürecinin sınandığı her dönemde kur volatilitesinin gündeme gelebileceği göz ardı edilmemeli. Reel faizin pozitif seyrettiği, rezervlerin güçlü olduğu ve dezenflasyon sürecinin devam ettiği bir çerçevede TL varlık tercihi savunulabilir. Bu koşullardan herhangi birinin bozulması halinde oyun planının hızla değişebileceğini ise tarihin defaten kanıtladığını hatırlatmak gerekiyor.

Kaynaklar: TCMB Finansal İstikrar Raporu 2026-I (Mayıs 2026), tcmb.gov.tr · IMF Türkiye Madde IV İstişare Raporu, IMF Country Report 2026/043, imf.org · Anadolu Ajansı: TCMB 2026 Yılı Para Politikası Metni, aa.com.tr · Daily Sabah: Turkish central bank ends FX-protected deposit scheme, dailysabah.com

■ MİZAN HABER