
Ulaştırma Yüzde 30,83: Petrolün Faturası Sepete Yansıyor
Ulaştırma grubu Temmuz'da yıllık enflasyona 5,22 puan katkı yaptı. Brent petrolün 90 doları aşması, kalemin Ağustos verilerinde de baskı yapacağına işaret ediyor.
2026 yılının ilk beş ayında merkezi yönetim bütçe açığı 1,1 trilyon lirayı aştı; yıllık hedefin yarısından fazlası tükendi. Gelir vergisindeki sert gerileme, kalıcı bir yapısal sorunu gün yüzüne çıkarıyor.

Türkiye'nin merkezi yönetim bütçesi, 2026 yılının ilk beş ayında ciddi bir baskıyla karşı karşıya kaldı. Yıllık hedef olan 1,93 trilyon liralık açığın yarısından fazlası Mayıs sonu itibarıyla gerçekleşmiş durumda. Mayıs ayında tek başına yaklaşık 233 milyar liralık (6,4 milyar dolar) açık verildi; üstelik bu tablonun arkasında yalnızca harcama genişlemesi değil, vergi gelirlerindeki yapısal zayıflık yatıyor.
Trading Economics ve Türkiye Bugün kaynaklarından derlenen verilere göre, Ocak-Mayıs 2026 döneminde kümülatif bütçe açığı 1,1 trilyon lirayı aştı. Hükümetin yıllık hedefi, GSYİH'ye oran olarak yaklaşık yüzde 2,7 düzeyinde tutulmaya çalışılıyor; ancak mevcut seyir bu hedefin belirgin biçimde üzerine çıkma riskini beraberinde getiriyor. Karşılaştırma için bir not: 2024 yılı kapanış açığı GSYİH'nin yüzde 4,7'sine denk gelirken, 2025'te bu oran 1,8 trilyon liralık mutlak rakamla yüzde 3,5-3,6 bandına çekilmişti. Şimdi, kısmen elde edilen o kazanım sorgulanır hale geliyor.
Bütçe dengesini en fazla zorlayan kalem, Mayıs ayında gelir vergisi tahsilatlarının yüzde 57,4 oranında gerileyerek 213 milyar liradan 91 milyar liraya inmesi oldu. Bu düşüşün bir bölümü yıllık beyanname takviminden kaynaklanan teknik bir baz etkisine bağlanabilir; önceki yıl aynı döneme isabet eden erken tahsilat, bu yılki karşılaştırmayı olumsuz etkiliyor. Bununla birlikte, AGBI ve Türkiye Bugün gibi yayınların değerlendirmeleri, asıl sorunun döngüsel değil yapısal nitelik taşıdığına işaret ediyor: Ekonomik aktivitedeki yavaşlama, vergilendirilebilir gelir tabanını daraltiyor.
Türkiye, dolaysız vergilerin GSYİH'ye oranında OECD'nin en alt sıralarında yer alıyor. Gelir ve kazançlar üzerindeki vergi yükü yüzde 5,6 ile birinci ligde neredeyse son sırada.
2026 bütçesinde vergi gelirlerinin yaklaşık yüzde 62'si dolaylı vergilerden oluşuyor; dolaysız vergilerin payı yüzde 38'de kalıyor. EY Türkiye'nin 2026 bütçe analizine göre kurumlar vergisi gelirlerinde hedeflenen artış sınırlı, gelir vergisinde ise yüzde 15'lik bir yükseliş öngörülüyordu. Mayıs verilerinin ortaya koyduğu tablo, bu varsayımların ne ölçüde kırılgan olduğunu gösteriyor. Vergi tabanının genişliğinden çok, tüketime dayalı kalemlere (KDV, Özel Tüketim Vergisi) bel bağlayan bir yapı, ekonomik yavaşlama dönemlerinde otomatik stabilizatör görevi görmek yerine açığın büyümesine zemin hazırlıyor.
Mayıs ayı bütçe harcamaları yıllık bazda yüzde 27 artarak 1,4 trilyon liraya ulaştı. Kamu yatırımları, personel giderleri ve faiz ödemeleri bu genişlemenin başlıca kaynakları. Özellikle faiz yükü, yüksek politika faizi ortamının mali dengeye yansıması olarak takip edilmeyi sürdürüyor. Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın yıl başı öngörüsünde 18,9 trilyon liralık gider ile 16,2 trilyon liralık gelir hedeflenmişti; aralarındaki 2,7 trilyon liralık makas, yılın geri kalanında gelir tarafının güçlü toparlanması şartına bağlı.
Orta Vadeli Program (2026-2028), bütçe açığının GSYİH içindeki payını kademeli biçimde yüzde 2,7'ye, ardından daha aşağıya çekmeyi öngörüyor. Bu yol haritasının güvenilirliği, portföy yöneticileri ve uluslararası kredi analistleri tarafından yakından izlenen bir değişken. Yılın geri kalanında vergi gelirlerinin hız kazanmaması, tahvil getirilerinde yukarı yönlü baskıyı ve döviz likiditesi üzerindeki stresi canlı tutabilir. Tarihsel olarak bütçe açığının yüzde 4 bandına yaklaştığı dönemlerde, Türkiye'nin risk priminin (CDS) anlamlı biçimde yükseldiği görülmüştür; dolayısıyla Haziran ve Temmuz gerçekleşmeleri kritik anlam taşıyor. Başta vergi tabanını genişletmeye yönelik yapısal reformlar olmak üzere, kayıt dışılıkla mücadele ve kurumsal vergi uyumundaki iyileşme adımları, orta vadede açığı kalıcı olarak aşağı çekebilecek yegane mekanizmalar olarak öne çıkıyor.
Strateji ve Bütçe Başkanlığı'nın (SBB) Haziran ayı gerçekleşmelerini açıklaması, piyasalar için bir turnusol testi niteliği taşıyacak. Gelir vergisi ve kurumlar vergisi tahsilatlarının toparlanıp toparlanmadığı, yıllık hedefe ilişkin revizyonların gündemine girip girmeyeceğini belirleyecek temel göstergeler arasında yer alıyor. Geçen yıl Aralık'ta bütçenin 528 milyar liralık dar bir açıkla kapandığı anımsandığında, yılsonuna dek manevra alanının ne kadar sınırlı olduğu daha net görülüyor.
■ MİZAN HABER