Ekonomi

Çelik fiyatları dibe vururken Türkiye ihracat gelirini nasıl koruyacak?

Küresel arz fazlası ve AB'nin karbon tarifesi sektörü iki yönden sıkıştırıyor. Kardemir ve Erdemir'in yeşil dönüşüm hamlesi bu baskıya yetecek mi?

Neslihan Aydemir· 5 dk okuma
Çelik fiyatları dibe vururken Türkiye ihracat gelirini nasıl koruyacak?
Görsel: Fumikas Sagisavas (CC0) · Wikimedia Commons

2026 yılının ilk iki ayında Türkiye'nin çelik ihracatı hacim bazında yüzde 13,5 geriledi; değer bazındaki kayıp ise yüzde 15,2 ile daha da derin oldu. Toplam ihracat geliri 1,3 milyar dolara inerken bu rakamın arkasında yalnızca talep zayıflığı değil, küresel fiyat tabanının 2021 zirvesinden bu yana süregelen çöküşü yatıyor. Sektörün önünde hem yapısal hem de düzenleyici nitelikte iki büyük engel duruyor.

Fiyat tabanı: Kapasite fazlası yapısal bir sorun

Worldsteel verilerine göre küresel ham çelik üretimi 2025'te yaklaşık 1,89 milyar tona ulaştı. Buna karşın talep artışı yılda yalnızca yüzde 0,7 civarında seyrediyor. S&P Global analistleri, 2027'ye kadar kapasiteye eklenecek 165 milyon ton yeni üretim kapasitesiyle birlikte küresel kapasite kullanım oranının yüzde 78'den yüzde 70'in altına düşeceğini öngörüyor. Bu tablo, spot piyasa fiyatlarının önümüzdeki yıl da baskı altında kalacağına işaret ediyor; anlamlı bir toparlanmanın ancak 2027'den itibaren gündeme gelebileceği değerlendiriliyor.

AB'nin karbon tarifesi: Ton basına 60 avro ek maliyet

Türk çelik sektörünün ihracat gelirini erozyona uğratan ikinci baskı unsurunun kaynağı Brüksel. AB'nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM, İngilizce kısaltmasıyla CBAM), 2026'dan itibaren kesin uygulama aşamasına geçiyor. Türkiye'nin mevcut emisyon ticaret sistemi henüz pilot aşamasında olduğundan ve ihracat eden şirketlere karşılıklı mahsup edilebilecek bir iç karbon fiyatı sağlamadığından, Türk çelik ihracatçıları AB pazarına girdiklerinde sertifika maliyetinin tamamını karşılamak zorunda kalacak. Ton başına yaklaşık 60 avro olarak hesaplanan bu ek yük, orta vadede AB'ye yönelik çelik ihracatını yüzde 60 oranında daraltma riski taşıyor.

Türk çelik ihracatı 2026'nın ilk iki ayında değer bazında yüzde 15,2 geriledi. Analistler, CBAM tam devreye girdiğinde AB yönlü ihracatta ek bir yüzde 60 düşüş riski görüyor.

Kardemir'in yatirimi: Yüksek katma değer ve yeşil çelik

Türkiye'nin entegre çelik devi Kardemir, baskılı fiyat ortamına katma değerli ürünlere kayarak yanıt veriyor. Şirketin 2025-2029 dönemini kapsayan 1,5 milyar dolarlık yatırım programı iki temel eksende sekilleniyor: üretim kapasitesini 3,5-4 milyon tona tasiyacak yeni bir yüksek firin ve yenilenebilir enerji kapasitesini 2026 sonuna kadar 250 MW'a çikarmak üzere tasarlanan günes enerjisi santralleri. Kardemir ayrica sürekli döküm makinesi kapasitesini 1,2 milyon ton artirarak yüksek toleransli uzun mamul üretimine yöneldi; bu segmentin ton başına ortalama fiyat priminin standart ürünlere kıyasla yüzde 15-20 düzeyinde olduğu belirtiliyor.

Elektrik ark ocagi avantajı: Türkiye'nin enerji kimyasi

Türk çelik sektörünün yapısal bir avantajı var: kapasitenin büyük çogunlugu elektrik ark ocagindan (EAF) olusuyor. Kömür kokuna dayalı yüksek firin teknolojisine kıyasla EAF, ton başına belirgin biçimde daha düsük CO2 salimi üretiyor. Bu durum, CBAM sertifika maliyetinin bir bölümünü dengeliyor; Çin'in entegre tesislerine kıyasla Türk çeliginin AB pazarindaki rekabet durumunu görece koruyacagi degerlendirilmektedir. Ancak bu avantajin kalıcı olabilmesi için Türkiye'nin kendi emisyon ticaret sistemini zamaninda isletmeye açip ihracatçılara karsilastirmayi esas alan bir maliyet giderme mekanizması sunmasi kritik önem taşıyor.

Pazar çesitlendirmesi: Körfez ve Afrika rotasi

AB'nin regülatör baskısı artarken Türk çelik üreticileri pazar haritasını yeniden çiziyor. Körfez bölgesi, Kuzey Afrika ve Orta Asya ülkelerinin altyapı yatırım programlari, özellikle inşaat çeligi ve boru sektörü için alternatif talep havuzu oluşturuyor. Sektör dernegi TÇÜD'ün açiklamalarına göre orta vadeli strateji, ihracatin coğrafi konsantrasyonunu azaltirken CBAM'in kapsamina girmeyen pazarlardaki pay artisini önceliklendiriyor. Bununla birlikte bu piyasalardaki çelik fiyatları da küresel baskidan bağımsız değil; AB-dışı rotalar kısa vadeli bir çözüm sunsa da yapısal gelir korumasini tek başına saglamaktan uzak görünüyor.

Yatırımcı için tablo: Ne izlenmeli?

Çelik sektörü hissedarları ve analistler açisindan önümüzdeki dönemde üç gösterge öne çikiyor. Birincisi, Türkiye'nin kendi ETS sisteminin takvimi: hükümetin mahsup mekanizmasini ne kadar hızlı ve ne kadar kapsamlı isletmeye açacagi, ihracatçilarin AB maliyetini kismi olarak dengeleyip dengeleyemeyecegini belirleyecek. Ikincisi, küresel kapasite kullanim oranı: worldsteel ve S&P Global verilerinin isaretlettigi yüzde 70 esiginin ne zaman asilacagi, fiyat iyilesme zamanlamasini doğrudan etkiliyor. Üçüncüsü ise ham madde maliyeti: hurda çelik fiyatları ile elektrik tarifeleri, EAF tabanlı Türk sektörünün brüt marjini doğrudan sekillendiriyor. Bu üç degiskenin bileşimi, sektörün 2026 ikinci yarisi ve 2027 karlililigi açisindan belirleyici olacak.

Kaynaklar: https://gmk.center/en/news/turkey-decreased-steel-exports-by-8-6-y-y-in-february/amp/ · https://www.spglobal.com/energy/en/news-research/latest-news/metals/011226-global-steel-industry-battles-surplus-supply-protectionism · https://www.steelorbis.com/steel-news/latest-news/turkeys-kardemir-focuses-on-profitability-competitiveness-and-cbam-compliance-in-2026-1454114.htm · https://www.indexbox.io/blog/turkish-steel-sector-in-2026-production-dips-amid-cost-and-cbam-pressures/

■ MİZAN HABER