
Ulaştırma Yüzde 30,83: Petrolün Faturası Sepete Yansıyor
Ulaştırma grubu Temmuz'da yıllık enflasyona 5,22 puan katkı yaptı. Brent petrolün 90 doları aşması, kalemin Ağustos verilerinde de baskı yapacağına işaret ediyor.
BDDK verileri, bireysel kredi kartlarından kaynaklanan takipteki alacakların 2025-2026 döneminde dramatik bir ivme kazandığını ortaya koyuyor. Sektör, hem yeniden yapılandırma düzenlemelerine hem de artan karşılık yüküne aynı anda uyum sağlamak durumunda.

Türk bankacılık sektörünün bilançolarında kademeli ama belirgin bir baskı birikmeye devam ediyor. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun (BDDK) haftalık verilerine göre bireysel kredi kartlarından kaynaklanan takipteki alacaklar, yalnızca bir yıllık süreçte 84 milyar liradan 155 milyar liranın üzerine çıktı. Yüzde 84'ü aşan bu artış, enflasyonun reel gelirleri aşındırdığı ve temel harcamaların giderek daha fazla plastik parayla finanse edildiği bir konjonktürün doğal sonucu olarak değerlendiriliyor.
Tüketici kredileri ve bireysel kredi kartlarının bütününe bakıldığında tablo daha da çarpıcı bir hal alıyor. BDDK'nın 2026 yılı Mayıs haftası verileri, bu kalemdeki takipteki alacakların 165 milyar liradan 294 milyar liranın üzerine taşındığını, yani yüzde 77,6'lık bir artışın gerçekleştiğini gösteriyor. Bankacılık sektörünün tüm kalemler dahil toplam takipteki alacakları ise 395 milyar liradan 718 milyar liranın üzerine fırladı; yüzde 81,7'lik bu yükseliş, on yılın en sert bozulma eğilimlerinden birini temsil ediyor.
Mutlak rakamların yanı sıra oran bazlı göstergeler de dikkat çekici bir yönde hareket ediyor. Garantibank BBVA Yatırımcı İlişkileri raporuna ve BBVA Research aylık bankacılık izleme verilerine göre genel amaçlı tüketici kredilerindeki takip oranı 2024 yıl sonundaki yüzde 3,8 seviyesinden 2026 başı itibarıyla yüzde 5,2'ye yükselirken, bireysel kredi kartlarında bu oran yüzde 2,9'dan yüzde 4,6'ya çıktı. Söz konusu hareket, uzmanların 'perakende portföyünde yapısal kırılma' olarak nitelendirdiği bir geçişin habercisi niteliğinde. Ticari takip oranları tarihsel ortalamalarının gerisinde kalmaya devam etse de KOBİ segmentinde bozulmanın hız kazandığı gözlemleniyor.
Bireysel kredi kartı takip oranı 2024 yıl sonunun neredeyse iki katına ulaştı; bu hız, analistlerin öngörülerini belirgin biçimde aşıyor.
Düzenleyici otorite bu tabloya Temmuz 2025'te kapsamlı bir yanıt verdi. BDDK, kredi kartı ve ihtiyaç kredisi borçlarının 48 aya kadar uzayan vadelerde, aylık yüzde 3,11 faiz tavanıyla yeniden yapılandırılmasına imkan tanıyan düzenlemeyi hayata geçirdi. Kısa vadede ödeme kapasitesi kısıtlı borçlular için nefes aldırıcı bir mekanizma olarak tasarlanan bu adım, bankaların aktif kalitesi üzerindeki anlık baskıyı sınırlandırdı. Ancak analistler, yüksek enflasyon ortamında reel faiz maliyetinin borçlu için sürdürülebilirliği tehdit etmeye devam ettiğini ve yapılandırma sonrası temerrüt riskinin tamamen ortadan kalkmadığını vurguluyor.
Sektörün bu tabloya verdiği yanıt, karşılık (provizyon) politikasının belirgin biçimde sıkılaşması yönünde. Garanti BBVA'nın sektör görünüm raporuna göre mevduat bankalarının dövize göre düzeltilmiş kredi riski maliyetinin (Cost of Risk) 2025 yılında 200 baz puana yakın seyretmesi öngörülüyor; 2026 için ise bu rakamın yüzde 150 ile 200 baz puan aralığında kalması bekleniyor. Pratikte bu, her 100 liralık yeni kredi için bankaların bilançoda 1,5 ile 2 lira arasında ek karşılık ayırması anlamına geliyor. Vienna Initiative'in 2025 İkinci Yarı NPL Monitörü, Türkiye'nin bu eğilimde bölgedeki en hızlı kredi riski maliyeti yükselen ülkeler arasında yer aldığına dikkat çekiyor.
Artan provizyon yükleri bankaların net karını aşağı çekecek bir dinamik yaratıyor. Ancak büyük mevduat bankalarının mevcut sermaye tamponları, bu baskıyı absorbe edecek düzeyde görünüyor. Asıl risk, küçük ölçekli bankalar ve tüketici finansmanı ağırlıklı kurumlar cephesinde somutlaşıyor: bu kurumlar için kötüleşen aktif kalitesi ve yükselen fonlama maliyeti birleşimi, özkaynak karlılığını (ROE) hızla sıkıştırıyor. S&P Global Ratings'in Türkiye bankacılık sektörü risk değerlendirmesinde belirtildiği üzere, perakende odaklı portföylerdeki bozulma sektörün genel not görünümünü olumsuz etkileyebilecek kritik bir izleme kalemi olmayı sürdürüyor.
Kredi kartı takip oranlarındaki bu kırılma, bankacılık sektörü yatırımcılarına çok katmanlı bir mesaj veriyor. Kısa vadede provizyon giderlerinin artması banka hisselerinin fiyat-kazanç çarpanları üzerinde baskı oluşturacak. Orta vadede ise düzenleyici yapılandırma seçeneklerinin kapsam ve etkinliğini, reel ücretlerdeki toparlanma temposunu ve Merkez Bankası'nın faiz indirim sürecinin hız ve derinliğini yakından izlemek gerekiyor. Mevcut konjonktürde bankacılık hisseleri için seçici ve sermaye yeterliliği güçlü kurumları öne çıkaran bir yaklaşım, genel bir sektör pozisyonu almanın önünde tutuluyor.
■ MİZAN HABER