Ekonomi

Konut Arzında Yapısal Kilit: Yeni Üretim Tarihsel Ortalamanın Altında Kalıyor

Türkiye'de yıllık 800 bin konuta yakın talep varken üretim 550 bin bandında seyrediyor. Maliyet baskısı, finansman güçlüğü ve arsa kıtlığı birleşince arz acığı kapanmak bir yana daha da derinleşiyor.

Neslihan Aydemir· 5 dk okuma
Konut Arzında Yapısal Kilit: Yeni Üretim Tarihsel Ortalamanın Altında Kalıyor
Görsel: Bricktrimble (CC BY-SA 4.0) · Wikimedia Commons

Türkiye konut piyasasının kronik arz sorununu çözmeye yetecek üretim kapasitesine 2026 yılında da ulasılamadığı ortaya cıkıyor. Türkiye Istatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre bu yılın ilk ceyreğinde yapı izni alınan daire sayısı bir önceki yılın eş dönemine göre yüzde 5 geriledi ve 306 bin seviyesinde kaldı. Zirve dönemine, yani 2025'in ikinci ceyreğine oranla da tablo parlak değil: O dönemde 322 bin daire için izin alınmıştı. Rakamlar birçok degiskenin tek yone işaret ettiğini gösteriyor: Yeni konut arzı, talep artısının ve nüfus dinamiklerinin gerisinde kalmayı sürdürüyor.

Talep 800 Bin, Arz 550 Bin

Sektöre ilişkin ortak kabul, Türkiye'nin yıllık yaklaşık 800 bin yeni konut üretmesi gerektiği yönündedir. Ancak fiili üretim uzun süredir bu eşiğin çok altında, 550 bin bandında seyrediyor. Anadolu Ajansı'nın derlediği sektör acıklamaları da bu acığı doğruluyor. Bu asimetri, doğrudan fiyat baskısına dönüşüyor. Global Property Guide verilerine göre 2025 yılında nominal konut fiyatları artış sürecini korudu; reel bazda bir miktar gerileme yaşansa da arz bolluğundan değil, yüksek faiz ortamının talep tarafını frenlemesinden kaynaklandı.

Maliyet Sarmalı Projeleri Döndürüyor

Arzın neden bu kadar geri kaldığını anlamak için inşaat maliyet endeksine bakmak yeterli. 2026 yılı verilerine göre konut inşaatında metrekare maliyetleri bir önceki yıla kıyasla ortalama yüzde 25 yukarı taşındı. Bu artış salt malzeme fiyatlarından gelmiyor. Ithal çelik, cam ve yapı kimyasallarındaki kur kaynaklı yukseliş, enerji maliyetlerindeki yapısal baskı ve nitelikli işcilikte ciddi kıtlık bir arada hareket ediyor. Nitekim işcilik endeksi 2025 sonu itibarıyla yıllık bazda yüzde 30'u aştı. Müşteri satış fiyatıyla maliyet arasındaki makasın daralması, geliştiricileri proje ertelemeye, hatta iptaline zorluyor.

Yeni proje finansmanında ticari kredi faizlerinin baskısı altında kalan geliştiriciler, projeyi başlatmak yerine arsayı elde tutmayı daha mantıklı buluyor.

Finansman Koşulları Bir Ek Fren Oluşturuyor

Yüksek faiz ortamı arz-talep denklemini iki taraftan birden etkiliyor. Alıcı cephesinde konut kredisi taksitleri birçok hane için erişilemez boyuta ulastı. Ancak az tartışılan boyut, arzın finansman tarafı. Geliştirici firmaların proje kredilerinde maruz kaldığı ticari faiz yükü, proforma getiri hesaplamalarını altüst ediyor. Türkiye Is Bankası'nın 2026 birinci cerek sektörel raporuna göre inşaat üretim endeksi Ocak'ta bir önceki ceyreğe göre dusuşe geçti; Subat-Mart-Nisan döneminde gerileme hızlandı ve endeks 136 bandında dengelendi. Bu, fiili üretim faaliyetinin 2025'e göre zayıfladığını gösteriyor.

Arsa Krizi Sürecin Basına Yerleşti

Inşaat maliyetlerinden önce arsa sorununu çözmek gerekiyor; ancak büyük şehirlerde imar gören mutenasip arsaların fiyatı son uc yılda nominal bazda defalarca katlanmış durumda. Imar planlama süreçlerindeki uzun bekleme süreleri, imar değişikliklerindeki hukuki belirsizlik ve belediyeler arası koordinasyon eksikliği, özel sektörün arsadan projeye gecişini yavaslatıyor. Mevcut koşullarda arsa maliyeti birçok projede toplam geliştirme bedelinin üçte birini aşıyor. Bu oran, ciddi büyüklüklerle calışan ulusal geliştiriciler acısından bile projeyi zorlayan bir eşiği temsil ediyor.

Kentsel Dönüşüm Beklentiler Kadar Hız Kazanamadı

Kentsel dönüşüm, hem konut stokunu yenilemek hem de arz acığını kapatmak için stratejik bir araç olarak konumlandırılıyor. Ancak sahada ilerleme tartışmalı. Kat mülkiyeti anlaşmazlıkları, yenileme maliyetlerinin paylaşımında cıkan uyuşmazlıklar ve artan inşaat giderleri, yıkım-yeniden yapım sürecini yavaşlatıyor. Sektörü yakından izleyen analistler, dönüşüm hızlanmadan 550 bin bandındaki üretimin çok üzerind bir hedefe ulasmanın mümkün olmadığını vurguluyor. Ozerdem ve Is Bankası gibi kaynaklardan derlenen sektör projeksiyonları, 2026 sonu ile 2027 yılında ertelenmiş bazı projelerin hayata geçmesiyle üretimde ılımlı bir toparlanma olabileceğine işaret ediyor. Ancak bu toparlanma, kronik arz acığını kapatmaya yetecek büyüklükte değil.

Yatırımcı Acısından Ne Anlama Geliyor

Konut arzı kıtlığı, orta vadede kira getirisini ve konut varlıklarının enflasyona karşı koruma işlevini canlı tutmayı sürdürüyor. SatınaLma gücündeki baskıya rağmen, büyük kentsel merkezlerde kira artısları yüksek seyrediyor. Portföyünde gayrimenkul bulunan yatırımcılar için suc kusa neden olan büyük ikinci el piyasa aktivitesi, aynı zamanda yeni projelere olan baskıyı da hafifletebiliyor. Sektöre girmeyi düşünen kurumsal yatırımcılar için ise gerircek düşme noktası basit: Konut üretiminde tarihsel ortalamanın altındaki seyir, arzın talep yuküne yetişemediği bir ortamı yaratıyor. Bu ortamda yüksek kaliteli konut ve yönetilen kira portföyleri yapısal olarak destekleniyor.

Kaynaklar: Anadolu Ajansı, https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/yillik-800-bin-yeni-konut-talebine-karsilik-uretim-550-binlerde-seyrediyor/2597167 · Turkiye Is Bankası Sektoral Guncel Gelişmeler 2026-I, https://ekonomi.isbank.com.tr/medium/Report/Document/271485e5-e903-4312-ab61-1e0b73b3d46d · Global Property Guide, https://www.globalpropertyguide.com/middle-east/turkey/price-history · Dunya Gazetesi, https://www.dunya.com/kose-yazisi/konut-sektorunde-durgunluk-belirginlesiyor/829367

■ MİZAN HABER