
Ulaştırma Yüzde 30,83: Petrolün Faturası Sepete Yansıyor
Ulaştırma grubu Temmuz'da yıllık enflasyona 5,22 puan katkı yaptı. Brent petrolün 90 doları aşması, kalemin Ağustos verilerinde de baskı yapacağına işaret ediyor.
Yaş meyve-sebze fiyatları Mayıs'ta aylık bazda belirgin düştü; ancak yılın ilk yarısındaki seyir, mevsimsel rahatlamanın yapısal baskıyı örtbas ettiğine işaret ediyor. Yatırımcı ve yönetici kitlesinin asıl sorgulaması gereken, bu dalgalanmanın ne kadarının geçici, ne kadarının kalıcı olduğu.

Türkiye gıda enflasyonunun en oynak kalemi olan yaş meyve-sebze fiyatları, Mayıs 2026'da aylık bazda yüzde 9,3 oranında geriledi. Gıda ve alkolsüz içecekler sepetinde aynı dönemde aylık yüzde 0,5 düşüş kaydedildi; bu sonuç, yaz sezonunun erken hasat etkisinin fiyatları aşağı çektiğine işaret ediyordu. Ne var ki yıllık tabloya bakıldığında gıda enflasyonu yüzde 35 bandında seyretmeye devam ediyor; nisan ayında yüzde 3,59'luk aylık artışın ardından gelen bu rahatlamanın kalıcı olup olmadığı tartışması henüz kapanmış değil.
Her yıl mart-mayıs arasında yeni hasat dönemine girilmesiyle birlikte taze sebze fiyatlarında gözlemlenen düşüş, piyasa katılımcıları tarafından çoğunlukla normalleşme işareti olarak okunuyor. Ancak ekonomistler bu okumaya ihtiyatla yaklaşılması gerektiğini vurguluyor. TEPAV verilerine göre mart 2026'da gıda fiyat endeksi aylık yüzde 2,90 artmış, yıllık enflasyon yüzde 33,4'e ulaşmıştı. Nisan'da yıllık oran yüzde 34,3'e yükselerek bir adım daha ilerledi. Mayıs'ta kaydedilen aylık gerileme, bir önceki ayın birikimine göre oldukça mütevazı kalıyor. Oynaklığın büyük bölümü mevsimsel; kalıcı bileşen ise alttan alttan derinleşiyor.
Fiyatlardaki yapısal baskının belki de en az konuşulan kaynağı, büyük şehir çevrelerinde hızla eriyen tarım arazileridir. AGBI'nin haziran 2026 tarihli analizine göre, kent yakınlarındaki çiftçiler, artan yakıt ve işgücü maliyetleri karşısında tarımsal gelirin cazibesini yitirdiğini gördükçe arazilerini gayrimenkul geliştiricilerine satmayı tercih ediyor. 2004'ten 2025'e kadar beş büyük ilin tarımsal üretimi 663.000 ton civarında geriledi. Bu kayıp, büyük tüketim merkezlerinin giderek uzak bölgelerden ve ithalattan beslendiği anlamına geliyor; lojistik maliyeti ile kur kırılganlığı ise fatura olarak son tüketiciye yansıyor.
Tarım girdi fiyatları endeksi mart 2026'da yıllık yüzde 34 arttı. Çiftçinin marjı daralırken tüketiciye yansıyan fatura büyüyor.
Tarım girdi fiyatları endeksi, mart 2026'da bir önceki yıla göre yüzde 34 yükseldi. 2021 başından bu yana aylık yıllık artışların yüzde 21 ile yüzde 138 arasında seyrettiği düşünüldüğünde, girdi şoklarının çiftçinin marjını kalıcı biçimde aşındırdığı görülüyor. Tohum, gübre, sulama ve taşıma maliyetlerindeki artış, yalnızca ürün fiyatını değil üretim kararını da etkiliyor. İhracata yönelik üretimde döviz avantajı bu yükü kısmen telafi ediyor; ancak iç pazara yönelik üreticiler için bu denklem çok daha sancılı.
Alt kalemlerdeki ayrışma, genel endeksin üzerini örten önemli bir detay sunuyor. Mart 2026'da kabak, salatalık ve kivi fiyatları gerileme kaydetti; ancak taze fasulye, patlıcan ve karnabahar önemli ölçüde yükseldi. Nisan'da patlıcan, taze fasulye ve kabak düşerken domates, havuç ve marul çeşitleri belirgin artışlar gösterdi. Bu tablo, dalgalanmanın tek yönlü bir mevsimsel düzeltme olmadığını, bazı ürünlerde kronik arz daralmasının fiyatları yüksek baz düzeyinde kilitlediğini ortaya koyuyor. Türkiye'nin buğday ve mısır ithalatının 2010'dan bu yana dörde katlandığı, arpa ithalatının ise 22 kat arttığı göz önüne alındığında, temel tarımsal ürünlerdeki yapısal açığın sadece yaş meyve-sebzeyle sınırlı kalmadığı anlaşılıyor.
Gıda perakendesi, paketli gıda ve lojistik sektöründe faaliyet gösteren şirketler için mevsimsel fiyat gerileme dönemleri kısa vadeli maliyet rahatlığı sağlasa da uzun vadeli planlama yapısal eğilim üzerine kurulmalı. Hammadde tedarikinde sözleşme sürelerinin kısaltılması, ithalat çeşitlendirmesi ve enerji verimliliği yatırımları, girdi enflasyonunun kronik seyrine karşı en somut tamponlar olmaya devam ediyor. TCMB'nin para politikası duruşunun gıda kanalı üzerindeki etkisi ise hız kesmeksizin yakından izlenmeyi gerektiriyor. Mayıs verilerinin açılımı, enflasyonun hedefe yakınsama hızı konusunda tek başına yönlendirici olmaktan uzak; kalıcı bileşenin gücü asıl hesabı belirleyecek.
Piyasa analistleri haziran ayında gıda enflasyonundaki sönümlenmenin azalarak da olsa sürmesini bekliyor. Ancak bu beklenti, yaz ortasında kuraklık, lojistik aksaklık veya döviz hareketleri gibi dış şokların devreye girmediği senaryoda geçerli. Tarım arazisi erimesinin hızı ve girdi fiyatlarındaki birikim göz önüne alındığında, mevsimsel düzelmenin kalıcı bileşeni bastırdığı her dönem, yapısal faturanın bir sonraki hasat sezonuna ertelendiği anlamına geliyor. Erken hasat verisi umut vaat ediyor; yapısal reform takvimi ise henüz netlik kazanmadı.
■ MİZAN HABER