
Ulaştırma Yüzde 30,83: Petrolün Faturası Sepete Yansıyor
Ulaştırma grubu Temmuz'da yıllık enflasyona 5,22 puan katkı yaptı. Brent petrolün 90 doları aşması, kalemin Ağustos verilerinde de baskı yapacağına işaret ediyor.
Kevin Warsh liderliğindeki Fed, faiz artırımı sinyalleri vererek piyasaları sarstı. TCMB'nin indirim döngüsünü askıya aldığı bir ortamda Türk tahvil yatırımcıları yeniden pozisyon hesaplaması yapıyor.

17 Haziran 2026'da Washington'dan gelen mesaj, küresel sabit getirili piyasalar için bir dönüm noktası niteliği taşıdı. Federal Rezerv, yeni başkanı Kevin Warsh'ın ilk toplantısında politika faizini 3,50-3,75 aralığında sabit tuttu; ancak asıl çarpıcı olan karardaki rakam değil, oylama tablosundaki bölünmeydi. FOMC'nin 19 üyesinden dokuzu yıl sonuna kadar en az bir faiz artırımı beklediğini kaydetti; bunu yaklaşık üç çeyrek puanlık üç ayrı artırıma dönüştüren Bank of America gibi kurumlar da beklentilerini anında revize etti.
Jerome Powell döneminin en belirgin özelliği olan öncü yönlendirme (forward guidance) pratiğinin Warsh tarafından açıkça terk edilmesi, piyasalar açısından yeni bir fiyatlama rejimine kapı araladı. CNN Business'ın haberine göre Warsh, basın toplantısında 'faizlerin nereye gideceğine dair herhangi bir ipucu vermekten' kaçındığını bizzat vurguladı. Klasik Powell usulü dot plot okumaları ve yönlendirici söylemler yerine 'belirsizlik içinde veri odaklı karar alma' yaklaşımı öne çıktı. Bu zihniyet değişimi, tahvil tarafındaki oynaklığı yapısal olarak artırıcı bir etki taşıyor: Merkez bankasının bir sonraki hamlesini öngörmek zorlaştıkça risk primlerinin de yükselmesi kaçınılmaz hale geliyor.
Fed'in gidişatını belirleyen temel baskı, enflasyonun 2026 yılı başında beklenen yavaşlama eğilimini sergileyememesinden kaynaklanıyor. 27 Şubat'ta tırmanan ABD-İran geriliminin tetiklediği enerji şoku, PCE enflasyonunu yıl sonu tahmini itibarıyla yüzde 3,6'ya taşıdı; bu rakam Şubat projeksiyonlarının yaklaşık bir puan üzerinde. Fortune dergisinin aktardığı BofA raporuna göre Fed, Temmuz'dan itibaren her çeyrekte 25 baz puan olmak üzere üç ardışık artırımla politika faizini 4,25-4,50 bandına taşıyabilir. Yıl başında 'iki indirim yılı' olarak kurgulanan 2026 senaryosu fiilen çözüldü.
Fed'in faiz artırım ihtimalini fiyatlamaya başladığı noktada, TCMB'nin 37'de dondurduğu politika faizi ile 10 yıllık Türk tahvil getirisi arasındaki makasın yeniden açılması sürpriz olmayacak.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Haziran 2026 PPK toplantısında politika faizini yüzde 37'de sabit tuttu; gecelik borç verme koridoru yüzde 40, borçlanma koridoru ise yüzde 35,5 olarak korundu. Bu kararla banka, Mart'taki ilk duraksamanın ardından indirim döngüsünü fiilen askıya almış oldu. Trading Economics verilerine göre 10 yıllık Türk devlet tahvili getirisi 19 Haziran itibarıyla yüzde 30,97 düzeyinde seyrediyor; bir aylık geriye bakıldığında yaklaşık 226 baz puanlık bir gerileme dikkat çekse de yıllık bazda seyir hâlâ sınırlı pozitif. Kısa vadede ise 1 yıllık kağıtlar yüzde 42 civarında yatay bir banttan çıkmakta zorlanıyor.
Şahin bir Fed genellikle doların değerlenmesine zemin hazırlar; bu da Türkiye gibi yüksek cari açık veren ve dış borç yükü taşıyan ekonomilere çift yönlü baskı oluşturur. Bir yanda TL üzerinde değer kaybı riski, öte yanda Türk eurobond spreadlerinin ABD Hazineleri karşısında genişleme olasılığı. Ancak tablonun bütünü yalnızca döviz kanalıyla sınırlı değil: Küresel risk iştahının azalması, Türkiye'nin son çeyreklerde yeniden çekmeye başladığı yabancı tahvil yatırımcısı portföyleri üzerinde de seçici bir baskı yaratabilir. Nitekim 2023-2024 döneminde TCMB'nin ortodoks para politikasına dönüşüyle birlikte kurulan bu güven köprüsü, Fed'in yeni tutumunun yarattığı belirsizlikte test edilecek.
Piyasa katılımcıları için üç senaryo masada duruyor. İlk senaryoda Fed 2026 içinde bir artırıma gider, TCMB indirimlere yeniden başlayamaz, Türk 10 yıllık getirileri 31-33 bant arasında sıkışır. İkinci senaryoda Fed beklenen üç artırımın tamamını yapar, dolar değerlenir, Türk getiri eğrisi kısa uçtan baskı alır ve yatırımcılar daha kısa vadeli kağıtlara yığılır. Üçüncü senaryoda ABD ekonomisinde beklenmedik bir yavaşlama Fed'i frene zorlar, küresel risk iştahı toparlanır ve Türk varlıkları yeniden değer kazanır. J.P. Morgan ve iShares'in güncel tahminleri, 2026 yılında birinci senaryonun gerçekleşme olasılığını yüzde 40 civarında konumlandırıyor; ikinci senaryo olasılığı Warsh'ın basın toplantısının ardından belirgin biçimde yükseldi. Portföy yöneticileri açısından bu ortamda durasyon kısaltmak ve enflasyona endeksli araçlara ağırlık vermek, kısa vadeli savunma refleksinin merkezinde yer alıyor.
■ MİZAN HABER