Ekonomi

Emtia Fiyatı Düşerken Gelir Artar mı? Bor, Mermer ve Dolomitin Katma Değer Sınavı

Türkiye dünya bor rezervlerinin yüzde yetmişinden fazlasına sahip; mermer ihracatında küresel lider konumunda. Ancak ham madde satışına bağımlılık, emtia fiyatları gerilediğinde ihracat gelirinin de erimesi anlamına geliyor.

Neslihan Aydemir· 6 dk okuma
Emtia Fiyatı Düşerken Gelir Artar mı? Bor, Mermer ve Dolomitin Katma Değer Sınavı
Görsel: Rock Currier (CC BY 3.0) · Wikimedia Commons

2024 yılı boyunca küresel bor fiyatları, Çin'de talep daralması ve depo fazlalığı gerekçesiyle belirgin biçimde geriledi; seramik ve elektronik sektörlerinden gelen siparişlerin zayıflaması bu baskıyı pekiştirdi. Aynı dönemde Türkiye'nin bor ihracat rakamlarına bakıldığında farklı bir tablo açığa çıkıyor: Daha az ton ihraç edilmesine karşın elde edilen dolar geliri nispi olarak korundu. Bu iyimser tablonun ardında ise yapısal bir kırılganlık yatıyor. Ürün karmasındaki ağırlık hala ham ve birincil işlenmiş bileşikler tarafında; bor karbür, bor nitrür ya da yüksek saflıklı bileşikler gibi teknolojik ürünlerin payı son derece sınırlı kalıyor. Mermerde tablo daha da sert: Türkiye, ihraç ettiği doğal taşın büyük bölümünü blok ve yarı mamul olarak yüklüyor; işlenmiş ve tasarım içerikli ürünler, ihracat değerinin küçük bir dilimini oluşturuyor. Dolomitte ise ihracat hacmi son iki yılda önemli ölçüde geriledi. Bu üç sektörün kesişim noktasında ortak bir sorun duruyor: Katma değer.

Borun Paradoksu: Dev Rezerv, Sınırlı Getiri

Türkiye, küresel bor rezervlerinin yüzde yetmişini aşkın bir payına tek başına sahip. Eti Maden, devlet tekeli sıfatıyla hem üretimi hem ticareti yönetiyor. 2024 yılında Türkiye yaklaşık 798 milyon dolar değerinde borat ihraç etti (OEC verisi). Ancak bu rakam, rezervlerin büyüklüğüyle kıyaslandığında mütevazı kalıyor. Bunun temel nedeni, ihracat sepetinin büyük bölümünün tinkal, kolemanit ve boraks pentahidrat gibi nispeten düşük marjlı ürünlerden oluşması. Bor karbür ise aynı rezerv tabanından üretilebildiğinde ton başına değeri binlerce dolar artırabiliyor; nükleer uygulamalarda ve zırh malzemelerinde kritik bir girdi olarak kullanılıyor. Bandırma'da yıllık bin ton kapasiteli bir bor karbür tesisi açıldı ve 40 milyon dolar gelir hedefleniyor. Bu rakam umut verici olmakla birlikte, ülkenin toplam bor ihracatının yüzde beşinin dahi altında kalıyor. Sorun teknik değil, ölçek sorunu.

Ham bor tonu 110 dolar civarında el değiştirirken ileri işlenmiş bor bileşikleri aynı tonu için çok daha yüksek fiyatlar talep edebiliyor. Aradaki fark, fabrika kurmak için yeterli bir teşvik; ancak Türkiye bu fırsatı henüz tam anlamıyla değerlendiremiyor.

Mermer: Blok İhraç Eden Ülkeden Tasarım İhraç Eden Ülkeye Geçiş Yavaş Ilerliyor

Türkiye'nin doğal taş ihracatı 2023 yılında 1,78 milyar dolara ulaştı; 2024 yılının ilk dokuz ayında ise 1,43 milyar dolar seviyesinde seyretti (StoneNews.eu verileri). Küresel lider konumu sürmekle birlikte, ilk çeyrek 2025 verileri yapısal bir gerilimi gözler önüne serdi: Mermer ihracat değeri yüzde 4,3 artarken ihracat hacmi yüzde 1,6 geriledi. Bu makas, ürün karmasındaki kısmi iyileşmeyi yansıtıyor. Ancak ham blok ihracatı azalmakla birlikte hala baskın. Çin ve Hindistan, Q1 2025 itibarıyla ham mermer ihracat değerinin yüzde 86,2'sini ve miktarının yüzde 79,4'ünü karşılıyor. Bu iki ülke, Türk mermerini ithal ederek kendi tesislerinde işledikten sonra küresel pazarlara daha yüksek fiyatlarla satıyor. Türkiye ise bu zincirleme değerin alt basamağında kalmaya devam ediyor. Travertenin işlenmiş ürünlerinde yüzde 9,68'lik hacim ve yüzde 11,84'lük değer artışı yakalanması, işlenmiş kategorilerin talebi gerçekten karşıladığını gösteriyor. Ancak bu segment henüz toplam ihracatta belirleyici ağırlığa ulaşmadı.

Dolomit: Geri Planda Kalan Sektörde Hacim Kaybı

Dolomit, bor ve mermer kadar gündemde yer bulmasa da Türkiye için önemli bir ihraç kalemi. Volza verilerine göre Mart 2023 ile Şubat 2024 arasındaki on iki aylık dönemde Türkiye'nin dolomit ihracat sevkiyat sayısı önceki yıla kıyasla yüzde 24 geriledi; Şubat 2024'te ise bu düşüş yüzde 35'e kadar yükseldi. Ukrayna, ABD ve Meksika başlıca alıcılar arasında yer alıyor. Üretim ve ihracat ağırlıklı olarak ham ya da kırılmış formatlarda gerçekleşiyor. Çelik, cam ve seramik sektörlerinin calcine dolomit talebine yönelik daha yüksek katma değerli ürünler, yurt içi kapasitede henüz kısıtlı kalıyor. Orta Doğu ve MENA bölgesindeki büyüme trendi, Türkiye'nin bu segmentteki potansiyelini artırıyor; ancak ihracat değeri üzerindeki baskı sürmekte.

Ortak Sorun: Fiyat Alıcısı Olmaktan Çıkamamak

Her üç sektörde de Türkiye, küresel emtia fiyatlarının belirlediği çerçeve içinde hareket ediyor. Bor fiyatları Çin kaynaklı baskıyla gerilediğinde, mermer talebinde inşaat sektörünün yavaşlaması söz konusu olduğunda ya da dolomit ithalatçıları siparişleri ertelediğinde, ihracat gelirine doğrudan ve sert biçimde yansıyor. İşlenmiş, markalı ya da teknoloji içerikli ürünlerde ise alıcının fiyat pazarlık gücü daha sınırlı kalıyor; ihracatçı, marka ve özgün formülasyon üzerinden müzakere edebiliyor. Yurt içi sanayi ekosistemi bu dönüşümü desteklemeye başladı: Kimya, cam elyafı ve yüksek sıcaklık malzemeleri sektörlerinde bor temelli ürünlere yönelik talep artıyor. Mermer işleme tesislerinin sayısı büyüyor. Ancak ihracat istatistikleri bu dönüşümün henüz emtia bağımlılığını kıracak eşiği aşmadığını gösteriyor.

Yatırımcı ve Politika Penceresi

Mineral ihracatında katma değer tartışması yeni değil; ancak emtia fiyatlarının geriliyor olması bu tartışmayı daha somut bir politika gündemine taşıyor. Yatırımcı perspektifinden bakıldığında, bor temelli ileri malzemelerde uzmanlaşan şirketler, ham bor ihracatçılarına kıyasla daha savunmacı bir gelir yapısına sahip. Doğal taşta tasarım ve mimari ürün segmentine odaklanan işletmeler, düşük marjlı blok ihracatçılarından daha yüksek fiyat gücü elde ediyor. Politika tarafında ise ham madde ihracatına uygulanan gümrük teşviklerinin gözden geçirilmesi, yerli işleme kapasitesine yönelik yatırım teşvikleri ve üniversite ile sanayi iş birlikleriyle bor teknolojileri alanında araştırma-geliştirme yatırımlarının artırılması gibi araçlar gündemdeki yerini koruyor. Sonuç olarak Türkiye'nin madencilik ve doğal taş sektörü, yer altındaki servetin ne kadarını katma değere dönüştürebildiği sorusunu yanıtlamak zorunda. Bu soruya verilecek yanıt, ihracat rakamlarının gelecek on yılda fiyat döngülerinden ne ölçüde bağımsızlaşabileceğini belirleyecek.

Kaynaklar: StoneNews.eu · OEC World (Observatory of Economic Complexity) · USGS Mineral Commodity Summaries 2025 · GlobalRiskCommunity / ChemAnalyst Boron Price Report

■ MİZAN HABER