
Ulaştırma Yüzde 30,83: Petrolün Faturası Sepete Yansıyor
Ulaştırma grubu Temmuz'da yıllık enflasyona 5,22 puan katkı yaptı. Brent petrolün 90 doları aşması, kalemin Ağustos verilerinde de baskı yapacağına işaret ediyor.
Çin'in 2026 yılı büyüme hedefini tutturmakta zorlandığı bir ortamda, küresel emtia piyasaları yeni bir dengeleme sürecine giriyor. Türkiye için bu tablo hem risk hem de özgül ihracat fırsat penceresi anlamına geliyor.

Küresel ekonominin lokomotifi olarak konumlanan Çin, 2026 yılının ilk çeyreğinde yüzde 5,0 büyüyerek beklentilerin üstüne çıktı. Ancak yıl geneli için izlenen büyüme patikası, yapay zeka ve yeşil enerji yatırımlarındaki ivimenin inşaat ve tüketim talebindeki düşüşü telafi edip edemeyeceği sorusunu gün yüzüne çıkarıyor. Pek çok kurumun yıl sonu tahminini yüzde 3,8 ile 4,2 arası bantina çektiği bu ortamda, emtia piyasaları yeni bir dengelenme sürecine girerken Türkiye gibi ihracata açık ekonomiler için faydalanılabilecek niteliksel pencereler oluşturuyor.
Çin Ulusal Istatistik Bürosu verilerine göre birinci çeyrek büyümesi yüzde 5,0 ile kaydedildi; bu oran 2025 dördüncü çeyreğine göre 0,5 puan daha yüksek. Ancak analistler, ithalattaki yüzde 22,7'lik sert artisini cesaret verici bulmakla birlikte bunun büyük bölümünün tüketici mallarından değil, yarı iletkenler ve emtia yoğun girdilerden kaynaklandığını vurguluyor. Merics ve S&P Global'in çeyrek raporları, hanehalkının nihai talebinin hala zayıf kalmaya devam ettiğini ortaya koyuyor. Yani büyüme rakamının içine bakıldığında, Çin'in inşaat temelli talep dönemi kapanıyor; yerini üretim yatırımları ve yapay zeka altyapısı alıyor.
Bu yapısal dönüşüm, küresel emtia talebini tek tip etkilemiyor. S&P Global Ratings'in 2026 görüntümu raporuna göre inşaat için demir cevheri ve baz metal talebi, Çin'in konut sektörü krizinin kalıcı izleri nedeniyle eski seviyelere dönmeyecek. Buna karşılık bakır, alüminyum ve nikel gibi yeşil geçiş metalleri ile gümüş, AI veri merkezi büyümesine dayanan yarı iletken zincirinin girdisi olarak güçlenerek talep görüyor. Enerji tarafında ise karbondan çıkış politikalarinin yavaşlattığı kara petrolüne kıyasla doğal gaz ve LNG talebinin görece direncini koruduğu izleniyor. Allianz Global Investors'in 2026 Çin görüntümune göre bu ikili ayrışma, emtia ihraç eden ekonomilerin içinde bulunduğu segmente göre birbirinden oldukca farklı senaryolar yaşayacagini gösteriyor.
Çin'in inşaat temelli demir cevheri talebinin eski seviyelerine dönmesi beklenmez; ancak bakır, alüminyum ve yeşil geçiş metalleri Çin'in enerji dönüşümünden çekiş gücünü koruyacak.
Türkiye'nin Çin'e ihracatı 2024 yılı itibariyle 4,7 milyar dolar seviyesinde seyrediyor; bu rakam toplam ikili ticaret hacminin (42,6 milyar dolar) onda birini zar zor aşıyor. Ihracatin beygir gücü ise mermer ve traverten (416 milyon dolar), krom cevheri (369 milyon dolar) ve borat mineralleri (357 milyon dolar) olarak sıralanıyor. OEC ve Trade Intelligence verilerine göre inşaat emtialarinin talep edilmediği yeni Çin modelinde krom, Çin'in paslanmaz çelik kapasitesi nedeniyle görece korumal bir konumda kalırken ham mermer ihracatinin alinteri daha inişli bir seyir izleyebilir. Buna karşılık boratlar, cam ve pişirme ekipmanlarından lityum ion pil katoduna uzanan bir yelpazede Çin'in yeşil sanayi zinciriyle çakıştiginda talep potansiyelini koruyor.
Büyüme rakamının mutlak düzeyinden çok kompozisyonu ele alındığında, Türkiye için uc somut pencere one çıkıyor. Birincisi, Çin'in yüzde 22,7'lik ithalat artışının içinde yer alan makine ve ara mal talebi. Türkiye 2025 yılında toplam ihracatini 273,4 milyar dolara taşıdı; otomotiv sektörü bu pastanın 41,5 milyar dolarıni olusturuyordu. Çin'in elektrikli araç ve yeşil üretim altyapısına yaklasan kapasiteyle bağlantı kurulabilirse alt komponent ihracatında anlamlı bir marj ortaya çıkabilir. Ikincisi, Çin'in büyük altyapı proje ihracatçısı konumunu sürdürmesi, üçüncü ülkelerdeki altyapı projelerinde Türk yüklenicilere yan tedarik kapısı açıyor. Üçüncü pencere ise doğrudan değil, dolaylı: Çin'in emtia ithalatı Orta Asya ve Afrika'ya kayarken bu koridorlarda lojistik konumu sağlam olan Türkiye, transit ve re-export değeri kazanabilir.
Tablonun diğer yüzüne bakıldığında, Çin'in Türkiye'ye ihracatı 37,9 milyar dolarda seyrediyor. Bu kronik açık, Çin'in ucuz üretim kapasitesinin Türkiye pazarında yarattığı rekabet baskısıyla birlesince ihracat imkanlarınin tek başına yeterli olmadığı gerçeğini hatırlatıyor. Türkiye Orta Vadeli Program'ın 2026 büyüme hedefini yüzde 3,8 olarak belirlediği bir konjonktürde dış ticaret dengesinin sağlamlaştırilması, nicel hedeflerin ötesinde katma değerli ihracat önceliklendirmesini gerektiriyor. Dezenflasyon sürecinin maliyet rekabetçiliği üstündeki basınçi hafiflettiği ölçüde, ihracatçı firmalarin Çin pazarında niche pozisyonlar tesis etmesi için ortam olgunlaşabilir.
Analistler, Çin'in ikinci çeyrekte açıklayacağı PMI verisini ve Temmuz sonu NBS büyüme rakamını yakınen takip ediyor. ABD-Çin ticaret gerilimlerinin tırmandığı bir dönemde ihracat büyümesinin yüzde 14,7'deki ivmesini koruyup koruyamayacağı kritik bir değişken. Emtia izleyicileri açısından Çin'deki bakır stok hareketi, Londra Metal Borsası'ndaki pozisyon değişimlerini oncudemekte. Türkiye'deki hammadde ihracatçıları ve lojistik sektörü oyuncuları için ise Çin'in Temmuz ayında açıklayacağı yariletken ithalat verileri ile altyapı ihale takvimi, kısa vadeli ilişkilendirme fırsatlarının dış hatları çizecek.
■ MİZAN HABER