
Ulaştırma Yüzde 30,83: Petrolün Faturası Sepete Yansıyor
Ulaştırma grubu Temmuz'da yıllık enflasyona 5,22 puan katkı yaptı. Brent petrolün 90 doları aşması, kalemin Ağustos verilerinde de baskı yapacağına işaret ediyor.
Türkiye'nin altın ithalatı 2026'da yeniden ivme kazandı. Yıllık cari açık 45 milyar dolar eşiğine yaklaşırken BDDK ve Hazine cephesinde yeni adımlar şekilleniyor.

Türk tüketicisinin altına olan kronik ilgisi, 2026 yılına girildiğinde yeniden makroekonomik gündemin merkezine oturdu. Küresel ons fiyatlarının tarihi zirvelerde seyrettiği bu dönemde, içerideki talep kanalları da tam gaz açık kalmaya devam etti. Ocak-Mayıs dönemine ilişkin kümülatif veriler, altın ithalatının cari denge üzerindeki baskısının 2024 düzeyinin belirgin biçimde üzerine çıktığına işaret ediyor.
Ödemeler dengesi istatistiklerine göre, 2025 yılının son çeyreğinde altın ithalatı önceki çeyreğe kıyasla 1,7 milyar dolar gerilemiş olsa da aylık taban yüksek kalmaya devam etti. Ocak-Nisan 2026 arasında aylık altın ithalatı 1,2 ile 1,7 milyar dolar bandında dalgalandı. Bu tablo, altın ithalatının 12 aylık birikimli toplamının 23 milyar doların üzerinde seyretmesine zemin hazırladı. ING Research analistleri, yıl sonu cari açık tahminini 45 milyar dolar civarında (GSYH'nin yaklaşık yüzde 2,6'sı) tutuyorken söz konusu tablonun alt bileşenlerine bakıldığında altın kaleminin tek başına bu açığın beşte birine yakınını karşılamaya aday olduğu görülüyor.
Türk hanehalkının yastık altı ve kuyumcu vitrinlerine yönelik talebini salt spekülatif bir hareket olarak okumak yanıltıcı olur. TCMB Araştırma Blogu'nda yayımlanan analizler, tüketim yönlü altın talebinin özellikle yüksek enflasyon dönemlerinde belirgin biçimde arttığını ortaya koyuyor. Döviz ve altın, geçmiş dönemlerde yaşanan yüksek enflasyonu deneyimlemiş kesimlerin tasarruf refleksinin kurucu unsurları haline gelmiş durumda. Küresel belirsizliklerin de derinleştiği 2026 ortamında bu örüntü, ons fiyatlarındaki tarihi yükseliş ile iç talebi birbiriyle güçlendiren bir sarmalı beraberinde getirdi.
Altın ithalatının 12 aylık birikimli toplamı 23 milyar doların üzerine çıkarken yıllık cari açık 45 milyar dolar eşiğine yaklaşıyor.
Şubat 2026 itibarıyla Türkiye'nin 12 aylık birikimli cari açığı 35,4 milyar dolara ulaşarak 25 ayın en yüksek seviyesini gördü. P.A. Turkey ve ING Think tarafından derlenen verilere göre bu tablonun arkasında enerji maliyetlerinin yanı sıra yükselen altın ithalatı, çekirdek ticaret dengesindeki bozulma ve jeopolitik risklerin yarattığı kapasite kullanım baskısı yatıyor. Enerji faturasına duyarlılık yüksek olmayı sürdürüyor: Brent'teki her 10 dolarlık artış, cari dengeye 4 ile 5 milyar dolar arasında ek yük bindiriyor. Altın ise daha az öngörülebilir bir bileşen olarak analistlerin modellerini güçleştiriyor.
Yürütme cephesi hareketsiz değil. Hazine ve Maliye Bakanlığı, işlenmemiş altın ithalatında kota uygulamasını sürdürüyor; işlenmiş altın ithalatı ise 31 Aralık 2026 tarihine kadar yalnızca belirli ödeme biçimleriyle gerçekleştirilebilecek şekilde kısıtlanmış durumda. Nisan 2026'da yürürlüğe giren Kuyum Ticareti Yetki Belgesi kuralları ve Kıymetli Metal Takip Sistemi (KMTS) aracılığıyla kuyumcularda nakit altın satışı sona erdi; tüm işlemler kredi kartı ya da IBAN üzerinden yürütülmek zorunda. Bu adım, kayıt dışı fiziksel talebin izlenmesini kolaylaştırmayı ve yurt içi stok hareketlerinin daha şeffaf hale getirilmesini hedefliyor. BDDK cephesinde ise banka kanalıyla gerçekleştirilen altın transferlerine yönelik MASAK denetiminin sıkılaştırıldığı biliniyor; ancak kurumun doğrudan bir ithalat kısıtlaması getirip getirmeyeceği sorusu henüz yanıt bekliyor.
Piyasa gözlemcileri, BDDK'nın kısa vadede banka aracılığıyla gerçekleştirilen altın işlemlerine ek bir zorunlu karşılık ya da bilanço kısıtlaması getirebileceğini tartışıyor. Bu senaryoda, bankaların müşteri adına tuttukları fiziksel altın ve altın mevduatlarına uygulanan zorunlu karşılık oranlarının artırılması öne çıkan araçlar arasında sayılıyor. Benzer bir tedbir, 2022 ve 2023 döneminde döviz varlıklarına yönelik olarak denenmişti. Ancak doğrudan ithalat kısıtlamasının BDDK yetkisi kapsamında olmadığını da hatırlatmak gerekir; bu yetki doğrudan ticaret mevzuatı ve Hazine'nin alanına giriyor. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde muhtemel tablo, BDDK'nın banka kaynaklı talebi frenlemeye çalışması, Hazine'nin ise kota ve gümrük araçlarını koruyarak işlenmiş altın kanalını daha dar bir koridora sıkıştırması biçiminde şekillenebilir.
Cari açığın finansmanı açısından bakıldığında, Türkiye'nin turizm ve doğrudan yabancı yatırım gelirleri 2026'da görece sağlıklı seyretse de altın kaynaklı baskının bu kalemlerin pozitif katkısını törpülediği görülüyor. Döviz kurunda kısa vadeli oynaklığa karşı korunmak isteyen portföy yöneticilerinin bu dinamiği dikkate alması önem taşıyor. Altın ithalatının ikinci yarıda kota baskısı ve KMTS kısıtlamalarıyla belirli ölçüde yavaşlayabileceği öngörülse de küresel ons fiyatlarındaki yukarı yönlü risklerin bu etkiyi kolaylıkla telafi edebileceği de göz ardı edilmemeli.
■ MİZAN HABER